KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2008/14098 E., 2010/3202 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Mart 2010
- Mahkemesi
- İstanbul 4.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
760 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 4.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 12.12.2007 tarih ve 2007/14 - 2007/292 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 09.03.2010 gününde davacı avukatı ... gelip, davalı vekili duruşmaya gelmediğinden, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin erkek hazır giyim ürünlerini KİĞILI markası ile 100'ü aşkın mağazasında tüketicilerin beğenisine sunduğunu, davalı ile müvekkilinin mağazasında, davalının ürettiği ayakkabı ve bot ürünlerinin belli bir komisyon karşılığı davalı hesabına satılması için konsinye mal satışına ilişkin sözleşme yapıldığını, ancak müvekkilinin satışını yaptığı ayyakkabı modellerinde ... markası ve patentli ürünler ile iltibas ve aynılık tesbit edildiğinden dava dışı ...
Sport tarafından müvekkili aleyhine hem tazminat hem de ceza davası açıldığını, müvekkilinin ...
Sport Firması ile sulh sözleşmesi yaptığını ve 17.100 YTL ödemek durumunda kaldığını, müvekkilinin davalı tarafından üretilen ürünler nedeniyle maddi ve manevi zarara uğradığını ileri sürerek, ticari itibar ve güvenilirliğin zedelenmesi nedeniyle 10.000 YTL manevi, 17.100 YTL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin ... Sport tarafından açılan davada taraf olmadığını, mahkeme kararı olmadığı için taraflar arasındaki sulh sözleşmesinin müvekkilini bağlamayacağını, eğer ortada taklit ürün var ise bunu ticari amaçla bulunduran davacının da sorumlu olduğunu, kimsenin kendi kusurundan kaynaklanan zararını başkasından isteyemeyeceğini savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, 100'ü aşkın mağazasında uzun yıllardan beri giyim eşyası satan davacının bu ayakkabılar üzerindeki işaretin ... markasına ait olduğunu bilmesinin gerektiği, kaldı ki bu ayakkabıların taklit ürünler olduğunun da kesin olmadığı, bu durumun da davalıya ilgili davanın ihbar edilmemesi ve sulh olunması nedeniyle tesbitinin mümkün olmadığı, davacının basiretli bir tacir gibi davranmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Davacı vekili, davalı ile müvekkilinin mağazasında, davalının ürettiği ayakkabı ve bot ürünlerinin belli bir komisyon karşılığı davalı hesabına satılması için konsinye mal satışına ilişkin sözleşme yapıldığını, ancak müvekkilinin satışını yaptığı ayakkabı modellerinde ... markası ve patentli ürünler ile iltibas ve aynılık tesbit edildiğinden ... Sport tarafından müvekkili aleyhine hem tazminat hem de ceza davası açıldığını, müvekkilinin ... Sport firması ile sulh sözleşmesi yaptığını ve müvekkilinin ... firmasına 17.100 YTL ödemek durumunda kaldığını ileri sürerek, ticari itibar ve güvenilirliğin zedelenmesi nedeniyle 10.000 YTL manevi ve 17.100 YTL maddi tazminatın faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Dosya kapsamından, davacı aleyhine ... firması tarafından İstanbul 1. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2006/179 esas sayılı dava dosyasında haksız rekabetin tesbiti, men’i ve tazminat talepli dava açıldığı ve henüz dava işbu davanın davalısına ihbar edilmeden 16.10.2010 tarihli sulh sözleşmesi ile sona erdiği anlaşılmıştır. Davacı ile davalı arasında akdedilen 15.03.2005 tarihli konsinye satış sözleşmesinde sorumluluğa ilişkin bir hüküm bulunmamaktadır.
İstanbul 1. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2006/179 esas sayılı dava dosyasında davalıya dava ihbar edilmemiş ise de, esasen 556 sayılı KHK'nin 61/c bendi uyarınca bir markanın taklid edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği halde o markayı taşıyan ürünleri ticari amaçla elinde bulundurmayı marka hakkına tecavüz olarak nitelendirdiğinden bu davanın tarafları dava dışı ... firmasına karşı birlikte sorumludurlar.
İstanbul 2. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2005/60 Değişik İş dosyasında dava dışı ... firmasının 104349 nolu şekil markasının benzerinin davacıda ele geçen ayakkabılar üzerinde yer aldığı da tesbit edilmiştir. Ancak, davacının sattığı ayakkabılar üzerinde yer alan işaretin ... firmasının markasına tecavüz eder nitelikte olduğu mahkeme tarafından tesbit edilmemiştir.
Her ne kadar davacı tarafından dava dışı ... firması ile sulh sözleşmesi yapılmış ise de, davacının bundan amacının itibarının daha fazla sarsılmaması ve açılan ceza davasının sona erdirilmesidir. Yoksa davalı adına yapılan yada zararın tamamının kendi üzerinde kalmasını sağlayacak bir ödeme bulunmamaktadır. Bu itibarla, taraflar arasında iç ilişkide kusurları oranında zararın paylaştırılması gerekir. Ancak, davacı sulh sözleşmesini tek başına yapmıştır.
Müteselsil sorumlu diğer sorumlunun durumunu ağırlaştıracak veya onu da bağlayacak işlem yapamayacağından, mahkemece öncelikle davacının, ... firması tarafından İstanbul 1. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2006/179 esas sayılı dava dosyasında ödeyeceği tazminat miktarı uzman bilirkişi kurulu aracılığıyla tesbit edilmeli, daha sonra tarafların iç ilişkilerindeki kusur oranları tesbit edilerek, sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Anılan hususlar nazara alınmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2008/14098, K. 2010/3202, 23 Mart 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama