KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2008/5209 E., 2010/1476 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Şubat 2010
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
788 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 4.Ticaret Mahkemesi’nce verilen 21.11.2007 tarih ve 2007/7-2007/475 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 09.02.2010 gününde davacı avukatı ... ile davalı avukatı ...gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında imzalanan 29.04.2005 tarihli Güvenlik Hizmetleri Sözleşmesi ile pompa istasyonlarındaki özel güvenlik hizmetlerinin yürütümü işlerinin müvekkili tarafından üstlenildiğini, 2005 yılı kasım ayı hak ediş tutarının gecikmeli ve işçilerin yıllık ücretli izin ve hastalık izni gibi nedenlerle çalışmamasından dolayı eksik olarak ödendiğini, oysa işe gelmeyen personelin yerinin mevcut personele fazla mesai yaptırılarak doldurulduğunu, fazla mesai ücretinin davalıya yansıtılmadığını, Hiçbir zaman personel sayısında eksiklik yapmadıklarını, bu konuda temerrüde de düşürülmediklerini ileri sürerek, 60.461,94 USD.nin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının sözleşme kapsamında her istasyonda 16 kişilik güvenlik görevlisi bulundurması gerektiğini, bu personelin hastalanması, izne ayrılması gibi durumlarda yedek görevli bulundurulması gerektiği, oysa davacının yedek görevli bulundurmayarak tek taraflı tasarrufla mevcut personele fazla mesai yaptırma yolunu seçtiğini, bu konuda kendilerine bilgi vermediğini, sözleşmenin adam/ay esaslı olup, götürü bedel esaslı hale getirilmesinin doğru olmadığını, davacının sözleşmeyi ihlal ettiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosyadaki belgelere göre, davacının izin vs. nedenlerle görevde bulunmayan personel yerine diğer personele fazla mesai yaptırarak her bir istasyonda 16 kişinin bulunmasını sağlayarak 5 istasyonda 80 kişi ile görevini yerine getirdiği, davacının bu şekildeki uygulamasının taraflar arasındaki sözleşmenin 2.6 maddesine uygun olmamasına rağmen bu maddeye aykırılığın müeyyidesinin sözleşmede belirtilmediği, anılan maddeye aykırılık nedeniyle davacının cezai şart isteme olanağı bulunmadığı gibi davalının kendiliğinden ücrette kesinti yapma olanağının da bulunmadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, taraflar arasında 2005 yılından başlayan ve yenilenen Güvenlik Hizmetleri Sözleşmesinden kaynaklanan ve eksik ödendiği iddia edilen hakediş bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki sözleşmenin 1.2 maddesi uyarınca, davacının temin edeceği güvenlik görevlisinin 7 gün 24 saat esası ile görev yapacağı ve 2.6 maddesi uyarınca, güvenlik görevlisinin hastalanması, yıllık izin gibi durumlarda davacının yedek güvenlik görevlisi istihdam etme ve keyfiyeti davalıya yazılı olarak bildirmesinin gerekli olduğu düzenlenmiştir.
Davacı, bir kısım güvenlik personelinin zaman zaman hastalık ve yıllık izin kullandığını, bunun üzerine diğer personeline fazla mesai yaptırarak boşalan yeri doldurduğunu, nöbet yerinde hiçbir zaman eksik personel bulundurmadığını, fazla mesai ücretlerinin de davalıya yansıtılmadığını bu nedenle eksik personel çalıştırma nedeniyle hakedişten kesintinin yerine olmadığını ileri sürerek, bu davayı açmıştır.
Davalı ise, davacının sözleşmeye aykırı davrandığını, zira yedek personel bulundurmayıp, fazla mesai yaptırılmasının sözleşmede düzenlenmediğini, yaptığı uygulamanın akde aykırılıktan dolayı sözleşme bedelinin nispi olarak indirilmesinden ibaret olduğunu savunmuştur.
Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesinde davacının aylık puantajlara göre eksik personel bulundurduğu belirlenip, davacının fazla mesai yaptırarak açığı kapattığına yönelik kanıt bulunmadığı, davacının hakedişlerini tam personel çalışmış gibi kabul edilerek sözleşmenin 3.1 maddesine göre bedelin davalıdan tahsil edildiği tespit edilmiştir.
Mahkemece, davacının eksik personel çalıştırdığı kabul edilerek, davacının sözleşmeye aykırı davrandığı ilke olarak benimsenmesine rağmen bu durumun müeyyidesinin sözleşmede düzenlenmemesi nedeniyle davalının kendiliğinden ücrette kesinti yapamayacağı sonucuna varılarak davanın kabulüne karar verilmiştir.
Sözleşmenin 1.2 maddesinde güvenlik görevlisinin 7 gün 24 saat çalışacağı ve tatil günlerinin de buna dahil olduğu düzenlenmiş olup, 2.5 maddede personelin hastalanması halinde davalıya bildirileceği ve davacının bu konuda tedbir alacağı , 2.10 maddede yıllık izin ve tüm yasal hakların davacıya ait olduğu düzenlenmiştir. Sözleşmede ödeme şekli 3.1 maddede adam/ay şeklinde olup, bilirkişi tarafından davacının bazı aylar eksik personel ile çalıştığı puantajlarla belirlenmesine rağmen davacının her ay için tam kadro yani 16 kişi çalışmış gibi hakediş düzenlediği belirlenmiştir.
Taraflar arasındaki sözleşmenin 2.12. maddesine göre sözleşme kapsamındaki iş için her bir kampta 16 güvenlik görevlisi olmak üzere beş kamp için toplam 80 güvenlik görevlisinin istihdam edileceği belirtilmiş olup, davacı hekedişe konu ay içerisinde kaç güvenlik görevlisi çalıştırmış ise sözleşmenin 3.1 maddesine göre her bir güvenlik görevlisi için aylık 1.200 USD' yi davalıdan talep edebilecektir.
O halde mahkemece, davacının kendi kayıtları incelenerek uyuşmazlığa konu aylarda davacının fazla mesai hariç olmak üzere anılan sözleşme kapsamında kaç güvenlik görevlisini çalıştırdığı ve çalışan güvenlik görevlilerine ne kadar maaş ödediğinin belirlenmesi gerekmektedir. Bu şekilde yapılacak inceleme neticesinde, davacının ancak fazla mesai hariç fiilen çalıştırdığı güvenlik görevlilerine ödediği miktarı davalıdan talebe haklı olup, bu miktarın tespiti ile hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2008/5209, K. 2010/1476, 9 Şubat 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama