KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2008/5296 E., 2010/1568 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Şubat 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
553 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Konya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 12.02.2008 tarih ve 2006/87 - 2008/18 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 09.02.2010 gününde davacı avukatı ...ile davalı avukatı ... gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, malikleri davalılar olan İdeal Öğrenci Yurdu olarak anılan taşınmazın mimari telif hakkının müvekkiline ait olduğunu, binanın 1974 yılında 6 kat olarak inşa edildiğini, daha sonra müvekkilinin muvafakatı olmaksızın cephe değişikliği ve kat ilavesi yapıldığını, ancak 2005 yılında öğrendiklerine göre binanın İdeal Öğrenci Yurdu tarafından eğitim tesisi haline getirilerek gerek iç yapısında, gerekse dış yapısında esaslı değişikliklere gidildiğini, müvekkilinin maddi itibar ve ününü oluşturan ve devam ettiren eserinin, mimari telif hakkına haksız ve hukuka aykırı tecavüzün ref'ini, binanın eski hale getirilmesini,
FSEK 68/2.maddesi uyarınca proje bedelinin 3 katı oranda 75.000,00 YTL maddi ve 25.000,00 YTL manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar, davacının taşınmaz üzerine yaptırılan inşaatın 1973 yılında mimari projesini çizdiğini, inşaatın 1974 yılında bitirildiğini aradan 32 yıl geçtikten sonra açılan davanın zamanaşımına uğradığını, gayrımenkulün maliklerinin yalnızca kendileri olmayıp, diğer maliklerin davalı gösterilmemesi nedeniyle kendilerine husumet yöneltilemeyeceğini, davacının tazminat talep hakkının bulunmadığını belirterek davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece iddia, savunma, dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, anılan taşınmazın son proje tadilatı durumuna göre tekrar inşaat ruhsatı verilerek çekme kata ilave inşaat izninin 28.12.1978 tarihinde verildiği FSEK'nun 68.maddesindeki farazi sözleşme görüşü dikkate alındığında somut olayda Borçlar Kanunun 125.maddesindeki 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
5846 sayılı FSEK'nun 2/3.maddesine göre;”Bedii vasfı bulunmayan her nevi teknik ve ilmi mahiyette fotoğraf eserleriyle, her nevi haritalar, planlar, projeler, krokiler, resimler, coğrafya ve topoğrafyaya ait maket ve benzerleri, her çeşit mimarlık ve şehircilik tasarım ve projeleri, mimari maketler, endüstri, çevre ve sahne tasarım ve projeleri” ilim ve debiyet eserleri kategorisi içerisinde yer alır ve eser sayılır.
Estetik değere sahip olan mimari eserler ise FSEK'nun 4/3.maddesi anlamında güzel sanat eseri kabul edilir. Anılan Yasanın 2/3.maddesinden her nevi mimari projenin eser mahiyetinde olduğu anlamı çıkıyor ise de,yasanın korumasından yararlanacak bir eser olup, olmadığı, bu hükmün Yasanın 1/B maddesi hükmüyle birlikte değerlendirilerek sahibinin hususiyetini taşıyıp taşımadığının tespitine bağlıdır.
Dosyada mevcut 20.03.2007 tarihli bilirkişi raporunda projenin müellifinin yaratıcı hususiyetini taşımadığı belirlenmiş, davacı tarafından bu belirlemenin aksine hususiyet ve özgünlüğün projenin hangi elemanlarında görüldüğüne dair somut veriler ortaya konulmamıştır. Gerçekten de belirli bir mesleki öğrenim sonucunda yapılan mimari çizimlerin FSEK anlamında eser olarak kabulü mümkün değildir. Bu durumda mahkemece davanın davacıya ait mimari projenin eser niteliğini taşımaması nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken bu aşamada tartışılmasına gerek olmayan zamanaşımından reddine karar verilmesi doğru değilse de;sonucu itibarıyla doğru olan kararın HUMK'nun 438/son maddesi hükmü uyarınca gerekçe değiştirmek suretiyle onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2008/5296, K. 2010/1568, 11 Şubat 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama