KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2008/5458 E., 2010/1570 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Şubat 2010
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
673 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 31.12.2007 tarih ve 2006/453 - 2007/693 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 09.02.2010 gününde taraflar avukatları tebliğe rağmen duruşmaya gelmediğinden tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin %15 payına sahip ortağı olduğunu, 26.05.2006 tarihinde 2005 yılı olağan genel kurul toplantısının yapıldığını, gündemin 3.maddesinde yönetim kurulu faaliyet raporunun görüşüldüğünü, şirketin 2005 yılı faaliyet karının bulunmadığı,
kira geliri ve mevcut paranın getirisinin olduğunu, faaliyet kârı yaratmayan kira gelirini kâr yazan şirketin derhal tasfiye edilmesinin gerektiğini, 2005 yılında ticari faaliyet yürütülmemesi nedeniyle 2005 yılı faaliyet raporunun reddi gerekirken kabul edilmesinin yerinde olmadığını, gündemin 4.maddesinde denetçi raporunun okunarak oylanıp ibra edildiğini, denetçinin görevini eksik yaptığı ve ibra edilmemesinin gerektiğini, gündemin 5.maddesinde 2005 yılı bilanço ve kâr-zarar tablosunun okunup oylandığını, şirketin yıllar boyu zarara uğratıldığını, yönetim kurulunun basiretsiz davrandığını,
bilanço kâr-zarar tablosunun kabulüne dair çoğunluk kararının yerinde olmadığını, gündemin 6.maddesinde kar dağıtımı ile ilgili olarak yönetim kurulunun önerdiği ve denetçinin kabul ettiği teklife müvekkilince kar olarak dağıtılan miktarın azlığı nedeniyle muhalefet edildiğini, şirketin faaliyetleri ile maliyet yapısı dikkate alındığında mevcut kârın tamamının dağıtılması gerekirken dağıtılmadığı gibi, geçmiş yıllardan biriktirilmiş olan kârlarında 2005 yılı dağıtılması gereken kâr içerisinde değerlendirilmesi gerekirken aksine karar alındığını, gündemin 9.maddesinde kararlaştırılan huzur hakkının çok yüksek olduğu,
yapılacak ödemelerle şirketin parasal varlığının eriyeceğini, şirket yönetim kurulu üyelerinin kendi maaşları konusunda oy kullanmalarının yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek yasaya, anasözleşmeye ve iyi niyet kurallarına aykırı olarak alınan 26.05.2006 tarihli genel kurulun 3,4,5,6,7,8 ve 9.maddelerinde alınan kararların iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, alınan kararlarda hiçbir yasa dışılık bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davacının TTK’nun 381.maddesinde öngörülen yasal koşullara haiz olduğu, davalı şirketin 26.05.2006 tarihli olağan genel kurul toplantısında gündemin 3,4,5,6,7,8 ve 9.maddelerinde alınan kararların yasa, anasözleşme ve iyi niyet kuralarına uygun olduğu, kararların iptalini gerektirecek her hangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki (2) numaralı bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, davalı anonim şirketin 26.05.2006 tarihli genel kurul toplantısında gündemin 3,4,5,6,7,8 ve 9.maddelerine uygun olarak alınan kararların yasa anasözleşme, objektif iyi niyet kurallarına aykırı olduğundan bahisle iptali istemine ilişkindir.
İptal talep edilen 26.05.2006 tarihli genel kurulda gündemin 6.maddesi olarak yönetim kurulunun kâr dağıtım teklifi okunmuş ve yapılan oylama sonucunda "2005 yılı safi kârından % 10 ihtiyat akçesi ayrıldıktan sonra % 5 I.temettü olarak 5.391,86 TL ve kalan 91.661,56 YTL'den 46.000 YTL'nin 15.06.2006 tarihine kadar dağıtılması" yönünde görüş belirtilmiş ve yönetim kurulunun kâr dağıtım teklifi kabul edilmiştir.
TTK'nun 469/2 hükmünce bakiye kârın gerek bulunması halinde dağıtılmayıp, yedek akçeye ayrılması mümkün bulunmaktadır. Ancak, Anonim Ortaklık yasada öngörülen bu hakkı keyfi şekilde kullanmak yetkisine sahip değildir. Genel kurul bu yolda takdir hakkını kullanırken, objektif iyi niyet kurallarına uygun davranmalıdır.
İptali talep edilen genel kurul kararında bu yönde bir gerekçeye rastlanamadığı gibi, yargılama sırasında alınan bilirkişi raporunda, şirketin nakit ihtiyacının her an olmasının muhtemel olduğu gibi şirket kayıtlarına dayanmayan ve somut bir içerik taşımayan gerekçelerle yönetim kurulunun kâr payı dağıtımına ilişkin kararının kabulünde bir usulsüzlük bulunmadığı belirtilmiştir.
Mahkemece, şirket kayıtları üzerinde yaptırılacak bilirkişi incelemesi ile yönetim kurulunun teklifinin yerinde olup olmadığı araştırılarak, kâr dağıtımına dair gündemin 6.maddesinde alınan kararın objektif iyi niyet kurallarına aykırı olup olmadığının değerlendirilmesi gerekirken, denetime elverişli olmayan bilirkişi raporu ile yetinilerek, gündemin 6.maddesinde alınan karar ile ilgili yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2008/5458, K. 2010/1570, 11 Şubat 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama