KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2008/5944 E., 2010/2147 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Şubat 2010
- Mahkemesi
- Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
964 kelime·5 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 20/11/2007tarih ve 2007/101-2007/265 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 23.02.2010 gününde davacılar avukatları ... ve ... gelip, davalı avukatı tebligata rağmen gelmediğinden, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı.
Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili müvekkili Şirket’in kozmetik sektöründe faaliyette bulunan bir kuruluş olduğunu, aynı alanda çalışan davalı Şirket’in 2000/11870 kod nolu dosya üzerinden “prestige” ibaresinin 3. sınıfta bulunan sabunlar, ıtriyat ve kozmetik maddeleri yönünden marka olarak tescili için diğer davalı TPE’ye başvuru yaptığını, oysa anılan ibarenin 1991 tarihinde bu yana müvekkili tarafından kullanılmakta olup 556 sayılı KHK’nın 8/3 maddesi gereğince gerçek hak sahibinin davacı olduğunu, yaptıkları itirazların davalı Kurum tarafından anılan ibarenin zaten davalı Şirket adına 1965/90663 numara ile tescilli bulunduğundan bahisle reddedildiğini,
ne var ki aynı ibarenin aynı kişi adına da olsa iki kez tescil edilmesinin KHK’nın 7/1-b ile 556 sayılı KHK’nın Uygulama Şeklini Gösterir Yönetmeliğinin 5/5. maddelerine aykırı olduğunu, kaldı ki 1965/90663 nolu markanın hükümsüzlüğü istemiyle ilgili olarak İstanbul 1. FSHHM.’nin 2002/6 esas sayılı dava dosyası üzerinden açılan davanın da derdest bulunduğunu bildirerek,
556 sayılı KHK’nın 7/1-b, 8/1-b ve 8/3 ile Yönetmeliğin 5/5 maddeleri gereğince TPE, Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulunun 30.4.2002 tarih ve M-8441 nolu kararının iptaline, tescil edilmiş ise davalı Şirket’e ait 2000/11870 nolu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Türk Patent Enstitüsü vekili açılan davanın yerinde olmadığını, YİDK kararının usul ve yasaya uygun olduğunu söyleyerek davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı Prestige Cesmetics S.R.L. vekili davacı Şirket’in müvekkili ile uyuşmazlık çıkartmayı alışkanlık haline getirdiğini, dava dışı Hans Schwarzkoph GmbH & Co adına tescilli ve “PRESTIGE” ibareli sabunlar, ıtriyat ve kozmetik maddeleri yönünden önceden tescil edilmiş 12.11.1965 tarih ve 90663 nolu markanın müvekkili tarafından 7.8.1968 yılında devralındığını, eş anlatımla bu ibare üzerinde hakkın 1965 yılından bu yana kendilerine ait olduğunu,
ayrıca “Prestige” ibaresinin aynı zamanda müvekkilinin ticaret unvanı olup Paris Sözleşmesinin 8 ve 556 sayılı KHK’nın 4. maddeleri gereğince Türkiye’de tescilli olmasa da korunması gerektiğini, önceden büyük harflerle yazılıp tescil ettirilen “PRESTIGE” kelimesinin yine müvekkili adına bu defa küçük harflerle ve “I” yerine “i” harfi yazılmak suretiyle tescil ettirilmesinin KHK’nın 7/1-b ve Yönetmeliğin 5/5 maddelerine aykırı bulunmadığını, davacının 1965/90663 nolu markanın hükümsüzlüğü ile ilgili açtığı davanın Beyoğlu 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 1998/172 esas sayılı dosyasından yapılan yargılama sonunda reddedilip kesinleştiğini,
bunun üzerine yine davacının ortağı olduğu Natali Kozmetik …A.Ş. tarafından açılan davanın halen İstanbul 1. FSHHM’nin 2002/6 esas sayılı dosyası üzerinden derdest bulunduğunu, bu arada kendilerinin davacı aleyhlerine açtıkları marka ihlali davasının İstanbul 1. FSHHM’nin 2001/907 E. sayılı dosya üzerinden yapılan yargılama sonunda kabul edilip kesinleştiğini, tüm bunların davacı Şirket’in adlarına tescilli markaların kullanılmalarını önlemek için ne denli kararlı olduğunu ortaya koyan olgular olduğunu, hatta tüm bu davalar nedeniyle markaları lisans vermek suretiyle dahi Türkiye’de kullanmakta sıkıntı çektiklerini,
YİDK kararının doğru olduğunu beyan ederek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece,iddia.savunma ve dosyadaki kanıtlara göre,556 sayılı KHK.’nın YİDK. karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 7/1-b ve 8/1-a maddelerinde özetle, aynı türde veya aynı türdeki mal ve hizmetlerle ilgili olarak tescil edilmiş bir marka ile aynı veya ayırt edilemeyecek kadar aynı olan markalar tescil edilemez hükmü bulunduğu,
KHK.’nın 7/1-b ve 8/1-a maddelerindeki, “aynı” ifadesinden birebir aynılık, “ayırt edilemeyecek kadar aynı” ifadesinden ise, ayırt edilemeyecek kadar benzerlik anlamlarını çıkartmak gerektiği,eldeki davada da davalıya ait “PRESTIGE” ibareli 90663 nolu markayla, dava konusu 11870 nolu “Prestige” markası, 7/1-b maddesi anlamında ayırt edilemeyecek kadar benzer kabul edilmelerinin gerektiği,KHK’nın getirdiği bu düzenlemenin 556 sayılı KHK’nın Uygulama Şeklini Gösterir Yönetmeliğinin 5/5. maddesinde de aynen tekrar edilmiş ve esas olarak aynı ibarenin aynı/benzer ürün ve hizmetler yönünden tescilinin engellendiğini,
556 sayılı KHK’nın önceden tescil edilmiş veya tescil edilmesi için başvuruları yapılmış marka veya işaretlerle aynı veya ayırt edilemeyecek kadar aynı olan işaretlerin, aynı/benzer ürün ve hizmetler yönünden mükerrer tescillerine engel olunmak istemesinin nedeninin, markaların fonksiyonlarının zarar görmesi ihtimaline dayandığı, oysa somut uyuşmazlıkta, davacı tarafın KHK’nın 7/1-b ve 8/1-b maddeleri anlamında tescil engeli olarak ileri sürdüğü 1965/90663 nolu marka davalı Prestige Cesmetics S.R.L. şirketine ait olduğu,bu halde markanın maliki ve bu malikin üretip pazarladığı ürün ve hizmetler bağlamında bir sorun bulunmadığı,
çünkü davalının 3. sınıflardaki ürünleri ister 90663 nolu, isterse davalı 11870 nolu marka altında üretip pazarlamasında, işletme kökeni ve ayırt etme işlevi anlamında bir karışıklık, iltibas veya markanın fonksiyonlarını yerine getirmeme diye bir tehlikenin söz konusu olmayacağı, her iki markanın da aynı işletmeye ait, aynı merkez denetiminde üretilip pazarlandığı,
90663 nolu markanın seri marka mantığı altında ve muhtemel ihlalleri önlemek için bu defa küçük harf kullanılıp, “I” harfi yerine de “i” harfi yazılmak suretiyle 11870 no ile tescil ettirilmek istenmesinde KHK’nın 7/1-b, 8/1,b ve Yönetmeliğin 5/5 maddelerine aykırı bir durumun söz konusu olmayacağını,maddelerdeki engelin markanın aynısını veya benzerini üçüncü kişinin tescili halinde ortaya çıkacağı, davacının “Prestige” ibaresi üzerinde gerçek hak sahibi olduğu iddiasının davalının eski tarihli markası karşısında dinlenme olnağının bulunmadığı,
1925 yılından bu yana yurt dışında faaliyette bulunan ve “Prestige” ticaret unvanının maliki olan davalı Şirket’in KHK’nın 8/3 ve 8/5 maddeleri anlamında da 1991 yılından bu yana ibareyi kullanmaya başlayan davacı karşısında, yine de gerçek hak maliki olarak korumasının gerektiği,davalının markasını kullandığının kabulünün gerektiği gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar davacı vekilince temyiz edilmiştir. Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2008/5944, K. 2010/2147, 25 Şubat 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama