KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2008/6558 E., 2010/803 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Ocak 2010
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
800 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İzmir Asliye 3.Ticaret Mahkemesi’nce verilen 27.12.2007 tarih ve 2007/23-2007/851 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacılar vekili ve davalı ... vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 26.01.2010 gününde davacılar avukatı ... ile davalılar 1- ... vekili ... ve 2- ... vekili ... geldi, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı.
Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, davalının müvekkili ...’ya ait ... İnşaat Ltd. Şti.nin eski ortağı olduğunu, müvekkili ... ile davalı arasında 13.5.2006 tarihli Şirket Ortaklık Devir Sözleşmesinin düzenlendiğini, bu sözleşmeye göre ...’nın ... İnşaat Ltd. Şti. ile müvekkili Yapı Yat.
A.Ş. arasında yapılan kat karşılı inşaat sözleşmesinden dolayı hak sahibi olacağı villalardan 7 nolu villayı davalıya satmayı üstlendiğini, villanın bedelinin 350.000 Euro olduğunun tesbit edildiğini, davalının sözleşmede belirlenen satış bedelini ödemediği gibi bu bedelin teminatı olarak anılan sözleşme uyarınca müvekkili tarafından davalıya verilen teminat senedini icra takibine koyduğunu, oysa davalıya villanın satışı için lehine noterden satış vaadi sözleşmesinin yapıldığını ve tapuya şerh verildiğini, davalı tarafından satış bedelinin ödenmediğini, davalının kötüniyetli olduğunu ileri sürerek,
İzmir 4. İcra Müdürlüğünün 2006/13890 sayılı dosyası ile takip konusu yapılan 576.848 YTL ve buna bağlı faiz ve fer’ilerinden dolayı müvekkillerinin borçlu olmadığının tesbitine, takibin iptaline, İİK.nin 72/5.maddesi uyarınca %40 tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İşbu dava dosyası ile birleşen İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2007/18-251 sayılı dava dosyasında davacı ... vekili, davalı ... tarafından müvekkili aleyhine İzmir 4. İcra Müdürlüğünün 2006/13890 sayılı dosyası ile takip yapıldığını, müvekkilinin itirazı üzerine takibin durduğunu ancak bu kez senedin diğer davalı ...’a ciro edildiğini ve bu şahıs tarafından da ihtiyati haciz kararı alınarak icra takibinin yapıldığını,
ihtiyati haciz kararına karşı yalpan itiraz üzerine senedin ilk tedavüle çıktığında tanzim yeri bulunmadığı için kambiyo vasfı taşımadığından daha sonra bu zorunlu unsurun tamamlanmasının senede bono niteliği kazandırmayacağı gerekçesiyle ihtiyati haciz kararının kaldırıldığını, davalı ...’a yapılan cironun senet vasfı bulunmadığından geçerli olmadığını, alacağın temlikine ilişkin de açıklama bulunmadığını, bu nedenle bu davalının yetkili hamil olmadığını, yine sentteki vade tarihinin 31.11.2006 olup, böyle bir tarih olmadığından senedin batıl olduğunu, davalıların birlikte haraket eden şahıslar olduğunu,
davalı ...’ın teminat senedi olduğunu bilerek takip yaptığını, davalıların kötüniyetli olduğunu ileri sürerek, İzmir 4. İcra Müdürlüğünün 2006/15218 sayılı dosyası ile takip konusu yapılan 596.805,52 YTL ve buna bağlı faiz ve fer’ilerinden dolayı müvekkillerinin borçlu olmadığının tesbitine, takibin iptaline, İİK.nin 72/5. addesi uyarınca %40 tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, tanzim tarihinin sonradan doldurulduğu iddiasının iyiniyetli hamil olan müvekkiline karşı ileri sürülemeyeceğini, senette teminat senedi yazsa bile neyin teminatı olduğunun belirtilmemiş olması halinde de senedin teminat senedi olduğunun iyiniyetli hamile karşı ileri sürülemeyeceğini, senedin müvekkilinin eline geçtiğinde unsurlarının tamam olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili, icra takibinin 13.05.2006 tarihli sözleşmeye dayandığını, takibin konusunun senet olmadığını, zira sözleşmedeki kefil şirkette borçlu gösterildiğini, başlangıçta müvekkilinin ... İnşaat Ltd.
Şti.'ne 310.000 Euro karşılığında ortak olduğunu ve bunun 3 adet senet ile müvekkili tarafından ödendiğini, daha sonra müvekkilinin şirketten ayrılmak istediğini ve 13.05.2006 tarihli sözleşmenin düzenlendiğini ve hisse devir bedeli olarak müvekkilinin şirkete ödediği 310.000 Euro olarak kararlaştırıldığını, bu şirket hissesinin karşılığı olarak ... ve kefil olarak davacı şirketin 7 nolu villayı 31.11.2006 tarihinde teslim edeceğini, bu villanın bedelinin 350.000 Euro olduğunu ve müvekkilinin teslimde 40.000 Euro’yu davacılara ödeyeceğini, bu şartların yanında davacı ...’ın keşide ettiği senedin teminat olarak verildiğini,
davacıların sadece satış vaadi sözleşmesi yaptığını ancak bununla edimlerini ifa etmiş olamayacaklarını, davalıların müvekkiline borçlu olduklarını, senetteki vade tarihinin yanlış yazılmasının ayın son günü olarak değerlendirilmesi gerektiğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, asıl davanın sabit olmadığından reddine, birleşen davana davalı ... hakkında asıl davada karar verildiğinden bu davada karar verilmesine yer olmadığına, diğer davalı ... hakkındaki davanın subut bulmadığından reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili ve davalı ... vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davalı ... tarafından yapılan İzmir 4. İcra Müdürlüğünün 2006/15218 sayılı icra takibinin İzmir 2. İcra Hukuk Mahkemesinin 2006/1036-2007/88 sayılı kararı ile iptal edilmesi nedeniyle mahkemece bu davalı yararına kötüniyet tazminatına karar verilmemesinde bir usulsüzlük olmamasına göre, davacılar vekilinin ve davalı ... vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2008/6558, K. 2010/803, 26 Ocak 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama