KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2008/7011 E., 2010/1063 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 1 Şubat 2010
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
721 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 4.Ticaret Mahkemesi’nce verilen 10.01.2008 tarih ve 2007/596-2008/3 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi bir davanın davacısı ... vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Asıl davada davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin 19.06.2007 tarihinde yapılan Genel Kurul toplantısında denetçi seçildiğini, 12.07.2007 tarihinde yapılan genel kurula katılan kişilerin ortaklık sıfatını taşımadıklarını ileri sürerek, genel kurul kararlarının iptalini talep etmiştir.
Birleşen davada davacı vekili, müvekkilinin davalı şirkette sahip olduğu hisselerini dava konusu 12.07.2007 tarihli genel kurul toplantısını yapan kişilere devrettiğini, ancak finansal kiralama şirketlerinde devrin Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’ndan izin alınmak suretiyle yapılması gerektiğini, Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketlerinin Kuruluş ve Faaliyet Esasları Hakkında Yönetmelik’in 13. maddesine göre izin alınmadan gerçekleştirilen devrin pay defterine işlense dahi yoklukla malul olduğunu, dava konusu 12.07.2007 tarihli genel kurul toplantısının hisse devri geçerli olmayan kişiler tarafından yapıldığını,
genel kurula katılan kişilerin oy kullanma ve karar alma yetkileri bulunmadığını, yönetim kurulu ve denetim kurulu raporlarının olmadığını, faaliyet raporlarının okunmadığını, bilançonun incelenmediğini, hissedar olmayan kişilerin yönetim kuruluna seçildiğini ileri sürerek, 12.07.2007 tarihli genel kurulun iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı Alaaddin Beyli’nin sahibi olduğu nama yazılı 4.795.787 adet hissesini 22.02.2007 tarihli hisse devir sözleşmesi ile dava dışı ...’a devrettiği, devrin şirkette aynı tarihte kabulüne karar verilerek, pay defterine işlendiği, BDDK’nun cevabi yazısında şirket hisse devrine ilişkin olarak Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketlerinin Kuruluş ve Faaliyet Esasları Hakkında Yönetmelik’in 13. maddesine göre izin alınmadığının bildirildiği, her ne kadar yönetmelik gereği izin alınmamış olsa dahi TTK hükümlerine göre hisse devrinin usulüne uygun yapıldığı,
ortaklık pay defterine işlendiği, yasa hükmü mevcut iken yönetmeliğe uyulmadığından bahisle bu devrin geçersiz sayılamayacağı, bu hükme uymamanın sonucunun ancak, para cezasını gerektirdiği, 5414 sayılı Yasa’nın 148. maddesi uyarınca da şirkete para cezası kesildiği, yönetmelik ve tebliğ gibi bağımsız idari birimlerce çıkarılan düzenleyici işlemler ile butlan ya da yokluk gibi hukuki yaptırımlar getirilemeyeceği, ancak idari yaptırımlar uygulanabileceği, davacı tarafından TTK hükümlerine uygun hisse devri yapıldığı,
davacı Alaaddin Beyli’nin yönetmelik gereğince hisse devri geçersiz olduğundan taraf olduğu iddiasında bulunamayacağı, aktif husumet ehliyeti bulunmadığı gerekçesiyle asıl davanın feragat nedeniyle reddine, birleşen davanın aktif husumet ehliyeti bulunmadığından reddine karar verilmiştir.
Kararı, birleşen davanın davacısı ... vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, anonim şirket genel kurul kararlarının iptali istemine ilişkindir.
Davacı ... vekili, müvekkilinin davalı şirkette sahip olduğu hisselerini dava konusu 12.07.2007 tarihli genel kurul toplantısını yapan kişilere devrettiğini, ancak finansal kiralama şirketlerinde devrin Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’ndan izin alınmak suretiyle yapılması gerektiğini, Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketlerinin Kuruluş ve Faaliyet Esasları Hakkında Yönetmelik’in 13. maddesine göre izin alınmadan gerçekleştirilen devrinin pay defterine işlense dahi yoklukla malul olduğunu, dava konusu 12.07.2007 tarihli genel kurul toplantısının hisse devri geçerli olmayan kişiler tarafından yapıldığını ileri sürerek,
iptalini talep etmiştir. TTK’nun 381. maddesi uyarınca iptal davası belirli şartlar altında pay sahipleri, yönetim kurulu ve yönetim kurulu üyeleri ile denetçiler tarafından açılabilir. İptal davası açabilmek için, davacının davanın ikame edildiği sırada pay sahipliği sıfatını taşıyor olması ve sıfatı dava süresince devam ettirmesi gerekir.
Davacı, yaptığı pay devri işlemleri geçersiz olduğundan 12.07.2007 tarihli genel kurulunun yoklukla malul bulunduğunu ve kendisinin halen şirket ortağı olduğunu ileri sürmüştür. Davacı işbu dava ile pay devrettiği kişi veya kişileri hasım göstermeden genel kurulun iptalini istemiştir. Hukuki neden olarak da yapılan pay devrinin yasal düzenlemelere uygun olmadığını ileri sürmüştür.
Böyle bir iddia ile açılan dava davacı tarafından pay devredildiği ileri sürülen kişi ve kişilerin hukuki durumunu da ilgilendirdiğinden onların taraf olmadığı bir davada görülüp sonuçlandırılması mümkün değildir.
Bu durumda mahkemece yapılacak iş, pay devrinin geçersizliği ile halen ortak olduğunun tespiti için öncelikle pay devredilen kişi veya kişiler ile şirket aleyhine ortaklığın tespiti davası açılması için mehil verilip sonucu beklenerek sonrasında işbu davadaki taleplerin değerlendirilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddi doğru görülmemiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre de davacı ... vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2008/7011, K. 2010/1063, 1 Şubat 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama