KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2008/7147 E., 2010/2709 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Mart 2010
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
579 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 16.04.2008 tarih ve 2007/361-2008/115 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 09.03.2010 gününde davacı Avukatı ... ile davalı Avukatı ... gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, 2001 yılında faaliyete başlayan davacının güvenlik işi ile çeşitli firmalara güvenlik elemanı temin etmekte iken 01.03.2005 tarihinde şifahi sözleşme ile davacının iş yaptığı bütün firmalar ve kendine bağlı elemanları davalı şirkete devrettiğini, davalı şirket müdürü ...’nin 25.05.2006 tarihinde verdiği taahhütname ile “iki şirketin 01.03.2005 tarihinde birleştiğini,
...Güvenlik’in bu tarihten itibaren aktif görevine son verdiğinin kabul edildiğini ve bu birleşme neticesinde ...Güvenlik şirketinin 04.05.2006 tarihi itibariyle mevcut vergi borcunun sadece 10.000 YTL ile SSK borcu olan 36,700 YTL’nın tamamını taksitlendirme çizelgesine uygun olarak ödeyeceğini” taahhüt ettiğini, davalı tarafından taahhüt edilen ödemeler yapılmayınca davacının SSK pirim borçlarına karşılık olmak üzere 31. 05.2006 tarihinde yapılandırma kapsamında ve 1. taksit karşılığı toplam 27.759,48 YTL’nı ödediğini,
ancak daha sonra ödeme güçsüzlüğüne giren davacının 5458 Sayılı Kanun’a aykırılık nedeniyle borcun yeniden hesaplandığını ileri sürerek, 46,700 YTL’nın taahhüde aykırı olarak zamanında ödenmemesi nedeniyle 5458 Sayılı Yasa’da öngörülen tüm sonuçları ve ödeme tarihine kadar yasaca yürütülmesi gereken faiz oranlarıyla birlikte ödettirilmesinin hüküm altına alınmasına, mahkemece verilecek sürede davalının ödememesi halinde 27.759,48 YTL’ nın tahsiline, ayrıca belirlenecek müspet zarar ile davacının ödeyeceği 46,700 YTL’nın dava tarihinden itibaren ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili şirket’in taahhütnamede yazılı davacıya ait olup 8 takside bölünen SSK borcunun 6 taksitinin müvekkilince ödendiğini, sadece 30.11.2006 ve 31.12.2006 tarihli taksitlerin ödenmediğini, ödemelerin davacı tarafından yapıldığı iddiasının doğru olmadığını, davacıya ait son 2 SSK taksiti ve bunların yatırılmasından doğan parayı ve 10,000 YTL vergi ve varsa gecikmesini kabul ettiklerini belirterek, aşan talebin reddini istemiştir.
Mahkemece bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacıya ait Karşıyaka’da güvenlik sektöründe faaliyet gösteren ticari işletmenin 01.03.2005 tarihinde davalı şirkete devredildiği, 25.05.2006 tarihli taahhütname ile davacıya ait işletmenin 04.05.2006 itibariyle mevcut borcun 10.000 YTL ile 36,700 YTL SSK borcunun tamamını ödeyeceğini taahhüt ettiği, yargılama sonrasında davalı şirketin ödenmeyen SSK borcunun 6 taksitinin ödendiğine dair makbuzlarda ödeyenin kim olduğu yazmıyor ise de, makbuzlar davacı elinde olup, makbuzun elinde bulunduran kişinin ödemeyi yapan kişi olduğunun kabulü gerektiği,
davalı şirketin bu konuda davacı tarafa yemin teklif ettiği, davacının yemini icra etmek suretiyle ilk 6 taksit ve ferileri tutarı 27.759,48 YTL’ nın SSK’na davacı tarafından ödendiğinin kabulü gerektiği, 9.715,22 YTL vergi borcu ile 8.909,53 YTL gecikme zammı olmak üzere toplam 18.623,75 YTL vergi borcundan davalının sorumlu olduğu, teklif edilen yemin eda edildikten sonra 25.05.2006 tarihli taahhütnamedeki imzanın sahte olduğunu bildirmesinin usule uygun görülmediği sonucuna varılarak, 46.383,23 YTL’nın dava tarihinden reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fazla talebin reddine karar verilmiştir.
Karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2008/7147, K. 2010/2709, 11 Mart 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama