KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2008/7610 E., 2010/3198 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Mart 2010
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
731 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 28/02/2008 tarih ve 2003/272-2008/57 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 23.03.2010 gününde davacı avukatı ... ile davalı avukatı ... gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... BiLtekin tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı şirket arasında sermaye piyasası araçları alım satımına ilişkin aracılık sözleşmesi imzalandığını, müvekkilinin müteakip zamanlarda davalı şirkete para yatırdığını ve parasına yatırım uzmanları tarafından yön verilmesini talep ettiğini, müvekkilinin 06.08.2003 tarihi itibariyle hesap hareketleri ve mevcut belgelere göre 295.149.941.071 TL cari bakiye 4.137.531.500 TL değerinde cari hisse ve 913.347.185 TL değerinde fon olmak üzere toplam 300.200.819.756 TL parasının olduğunun sabit olduğunu, ancak davalı şirketin müvekkilinin hesabında para olmadığını ve sıfır bakiye göründüğünü iddia ettiğini,
yatırım uzmanı olarak görev yapan ... ile aralarındaki şirket içi problemleri bahane ederek müvekkiline ödeme yapmadıklarını, müvekkilinin davalı şirkete derhal ödeme yapılması konusunda ihtarname gönderdiğini, davalı şirket çalışanı ...’un Cumhuriyet Savcılığındaki beyanları gereği müvekkiline atfedilebilecek herhangi bir kusurun olmadığını ileri sürerek, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 30.000.000.000 TL ‘nin 06.08.2003 tarihinden itibaren kısa vadeli ticari kredilere uygulanan en yüksek faiz oranı ile birlikte davalı şirketten tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı tarafın müvekkili şirketten alacağı olduğunu iddia ettiğini, oysa davacı tarafın bu parayı şirket çalışanına elden verdiğini beyan ettiğini, bu paranın ...’a verildi ise davacının muhatabının bu kişi olduğunu, yatırım uzmanlarının para tahsil yetkisi olmadığından bu paranın yatırım uzmanına verildiğini gösterir bir belge de getirilmediğinden müvekkili şirkete karşı böyle bir dava açılamayacağını, davacının haksız ve kötü niyetli olduğunu, müvekkili şirket kayıtlarına göre hesaplarında usulsüzlük yapıldığı tespit edilen tüm yatırımcıların zararlarının karşılandığını,
davacının ....’ne yazdığı ve delilleri arasında sunduğu 14.08.2003 tarihli dilekçesinde el yazısı ile hesap dökümü yapıldığını ve 69.257.225.000 TL alacağı olduğunu belirttiğini, dava dilekçesinin 6. bendinde ise 300.200.819.756 TL alacaklı olduklarını ancak şimdilik 30.000.000.000 TL talep edildiğinin belirtildiğini, taleplerindeki bu çelişkinin müvekkili şirketten olan kötü niyetli beklentilerini ispatladığını, davacı tarafın şirket kayıtlarında görünen alacağının bulunmadığını, yatırım uzmanlarının yatırımcılardan para tahsil etme yada yatırımcılara ödeme yapma bir yetkisi bulunmadığını,
şubelerdeki tüm nakit hareketlerinin vezne aracılığı ile gerçekleştirildiğini, vezne tarafından gerçekleştirilen tüm nakit işlemlerinin şirket kaşe ve yetkili imzalarını taşıdığını ve müteselsil numara taşıyan tediye ve tahsil makbuzlarının bir nüshası müşterilere teslim edilmediğini, bunun dışında ödemelerin banka havalesi ile olmadığını, şirket çalışanlarının vezne dışında tahsil yetkisinin bulunmadığını, müvekkili şirketin kanun ve tebliğlerini kendisine yüklediği tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı ve davalı .... arasında sermaye piyasası araçları alım satımına ilişkin sözleşme imzalandığı ve hesaba davacının para yatırdığı konusunda uyuşmazlık olmadığı, uyuşmazlığın hesaba yatan para miktarında olduğu, Adana 5. ağır ceza mah sinin 2003/70 esas 2007/118 karar sayılı dosyasında sanık ... hakkında 2499 sayılı SPK 47/A-5 maddesi gereğince dava açıldığı, bir kısım müştekiler yönünden sanığın beraat ettiği, diğer müştekiler yönünden mahkumiyet kararı alındığı ancak dosyanın kesinleşmediği,
sanık ...’un ağır ceza mah sindeki beyanında, müşteki ... adına 25.000,00 YTL lik hisse senedi aldığını ,senetlerin öylece durduğunu, komşusu olması nedeniyle kendisinden faizle para talep ettiğini, iki kez faizle para gönderdiğini, ancak ne kadar para gönderdiğini hatırlamadığını beyan ettiği, ...’un ikrarı dikkate alındığında müşteri portföyü ile aracı kurum kayıtlarının birbirini tutmadığı, ... a verildiği iddia edilen tutarın banka aracılığıyla yapılmadığı anlaşılmış ise de davacının gönderdiği paraların davalı şirketteki portföy hesabında değerlendirildiği, haksız bir güven yaratıldığı,
merkezden gelen ekstralarda sahip olduğu menkul kıymetlerini göremeyen davacı da davalı şirket çalışanı tarafından desiseler kullanılarak mantıklı açıklamalar yapıldığı ve yatırımcının hesabında menkul kıymet varmış izleniminin yaratıldığı gerekçesiyle davanın kabulü ile 30.000,00 YTL’nin 03.09.2003 tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiZ etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2008/7610, K. 2010/3198, 23 Mart 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama