KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2008/8309 E., 2010/3941 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Nisan 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
551 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Uşak 1.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 07.02.2008 tarih ve 2006/182 - 2008/25 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davalı ....Ltd.Şti. vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 06.04.2010 gününde davalı ....Tic.Ltd.Şti. vekili Av.... gelip, davacı ve diğer davalı vekilleri duruşmaya gelmediğinden, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı.
Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalılardan Kayaoğlu Deri San. ve Tic.Ltd.Şti.'nin maliki diğer davalının sigortacısı olduğu araçta şoför olarak çalıştığını, aracın dava dışı sürücü ...’nın yönetimindeyken meydana gelen kazada müvekkilinin yaralandığını ileri sürerek, 52.600.000.000.-TL maddi, 20.000.000.000.-TL manevi tazminatın temerrüt faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalılardan Kayaoğlu Deri San. ve Tic.Ltd.Şti. vekili, davanın reddini savunmuştur. Diğer davalı, davaya yanıt vermemiştir.
Mahkemece, davacının 11.05.2001 tarihli sulh ve ibra senedi başlıklı belge ile davalı araç malikini maddi ve manevi tazminat yönünden ibra ettiği, hizmet akdinin varlığını kanıtlayamadığı, olay sırasında araç sürücüsünün dava dışı ..., davacının ise yolcu olduğu kabul edilse bile ibra ve sulh senedinin varlığı karşısında maddi ve manevi tazminat talep hakkının bulunmadığı,
davacının ibranameye ilişkin olarak müzayaka iddiasını kanıtlayamadığı gerekçeleriyle, davanın reddine dair verilen kararın davacı vekilince temyizi üzerine karar Dairemizin 2005/2941 Esas, 2006/2814 Karar sayılı ilamıyla ilamda yer alan gerekçelerle bozulmuş, mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulü ile 51.938,88 YTL maddi ve 7.000 YTL manevi tazminatın davalı sigortacının poliçe teminatı ve maddi tazminattan sorumlu olması kaydıyla davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Karar davalılardan Kayaoğlu Deri San.Tic.Ltd.Şti. vekilince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, mümeyyiz davalı vekillerinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Mahkemece davanın reddine karar verilmesi üzerine davacı tarafın temyizi üzerine karar eksik inceleme nedeniyle Dairemizce davacı yararına bozulmuş, bozma sonrasında da davacı taraf ıslah talebinde bulunmuştur. Yargıtay’ın 04.02.1948 tarih ve 10/3 sayılı İçtihadı Birleştirme (Resmi Gazete’nin 17.06.1948 sayılı 6934) kararına göre bozmadan sonra ıslah yapılması mümkün değildir. Mahkemece bozmadan sonra ıslah yapılmasının mümkün bulunup bulunmadığı incelenip tartışılmadan ıslahla artırılan müddeabihi de kapsar şekilde karar verilmiş bulunması doğru görülmemiştir.
3-Hatır taşımacılığında yalnız yolcunun yararı söz konusu olduğu ve araç sahibi ve sürücüsü ivazsız bir şekilde hareket ettiği cihetle bu gibi hallerde BK’nun 43. maddesinin birinci fıkrasının uygulanması suretiyle zararın bir bölümünün zarar görenin üzerinde bırakılması gerekir.Mümeyyiz davalı tarafından kazada zarar gören davacının hatır için taşındığı ,zararın oluşumunda müterafik kusurunun bulunduğu ve BKnun 43 ve 44.maddeleri uyarınca tazminattan indirim yapılması gerektiği savunulduğu halde karar yerinde bu hususun değerlendirilip,tartışılmamış olması da hatalı olmuştur.
4-Kabule göre de,davacının maddi tazminat isteminin kısmen kabul edilmiş olması karşısında reddedilen kısım için davalı şirket yararına vekalet ücreti takdir edilmemiş olması da yanlış olup mahkeme kararının bu nedenle dahi bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2008/8309, K. 2010/3941, 8 Nisan 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama