KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2008/8753 E., 2010/4383 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Nisan 2010
- Mahkemesi
- Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
546 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 24.01.2008 tarih ve 2007/152-2008/8 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davalılar vekilleri tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 13.04.2010 gününde davacı avukatı ...ile davalılardan ...Gıda Pazl.Ltd.Şti. ... gelip, TPE avukatı tebligata rağmen duruşmaya gelmediğinden, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı.
Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirket tarafından uzun yıllardır kullanılan “...” markasının 05.11.1975 tarihinde ilk kez tescil edildiğini, ayrıca davacı şirket adına tescilli birçok ... ve ... serisi markaları bulunduğunu, davacıya ait ... markasının tanınmış marka olduğunun davalı TPE tarafından yayınlanan bülten ile ilan edildiğini, davalı şirket tarafından “...+Şekil” ibareli markasının 29 ve 30. sınıflarda tescili için 06.08.2002 tarihinde tescil talebinde bulunduğunu, müvekkilince yapılan itirazların davalı TPE tarafından reddedildiğini ileri sürerek, TPE YİDK’nun 2006/-M-4845 sayılı kararının ve tescil edilmiş ise tescil edilen davalı şirket markasının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı TPE vekili, müvekkili kurum kararlarının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı vekili, ... markasının davacı şirket adına 05.11.1975 tarihinde tescil edildiğini, müvekkili şirketin de 01.08.1975 tarihinde “...” esas unsurlu markasını tescil ettirdiğini, işbu davaya konu markanın da müvekkili adına tescilli ilk markanın kapsadığı emtia ile birebir aynı olduğunu, davacının ... markasının müvekkili şirketin ... markaları karşısında dahi tanınmış marka kabul edilmesinin fiilen ve hukuken mümkün olmadığını, müvekkilinin tescilli markasını tescil edildiği şekli ile kullanmadığı iddiasının da doğru olmadığını, davalı kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davalı şirketin “...+Şekil” markasının 01.08.1975 tarihinde davacının ilk tescilinden önce tescil ettirdiği, davalı şirketin bu markasının kapsamında bulunan “her nevi şekerleme, helva, lokum, reçel, marmelat, komposto, bisküvi, çikolata ve hazır yemek” ürünlerinin davacının markalarının kapsamında bulunmadığı, davacı şirketin davalı şirketin tescilinden sonra ... ibareli markasını ilk olarak 05.11.1975 tarihinde, davalı markasının kapsamında yer alan ürünler dışında kalan bazı ürünler için ama yine gıda sektöründe yer alan emtialar için tescil ettirdiği,
davacı şirketin zaman içerisinde ticaretini geliştirdiği ve ... markasını tanınmış marka koruması elde edecek seviyede güçlendirdiği, davalının tescilli olan markasını davacının markaları ile ilişkilendirmeyecek biçimde kullanması, hatta ayırt edici karakterini değiştirmeden farklı unsurlarla kullanması, hatta aynı emtialar için ... ibareli önceki markasını yenileyerek yeni marka tescilinde bulunma hakkı olduğu,
ancak davalı şirketin önceki markasını yenilerken ve bunu tescil ettirmek isterken önceki markası ile ilişkilendirebilecek vaziyette değil, hiçbir teknik zorunluluk olmaksızın daha çok davacının tanınmış markaları ile ilişkilendirilebilecek biçimde bir işaretin tescilini amaçladığını, davaya konu başvuru konusu işaretin tescilinin davacı zararına haksız rekabet yaratacak mahiyette olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalılar vekillerince temyiz edilmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalılar vekillerinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2008/8753, K. 2010/4383, 21 Nisan 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama