KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2008/8774 E., 2010/201 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Ocak 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
460 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Isparta 1.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 21.02.2008 tarih ve 2004/731 - 2008/34 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının müvekkili şirketin yönetim kurulu başkanı olarak görev yaptığı sırada baro levhasında kaydı bulunmayan ... isimli kişi ile vekalet sözleşmesi yaptığını, oysa bu kişinin gerek avukat olarak gerek başka bir sıfatla müvekkili şirkete hizmet vermediğini, buna rağmen bu kişiye 18.461 YTL ödeme yapıldığını, toplam şirket zararının 22.697,76 YTL olduğunu, bundan davalının sorumlu bulunduğunu ileri sürerek, anılan bedelin temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, davacı şirketin eski yöneticisi olan davalının görev yaptığı süre içinde baro kaydı olmadığı halde davanın ihbar edildiği ... ile şirket adına vekâlet sözleşmesi yaptığı ve her hangi bir hizmet alımı olmadan bu kişiye ücret ödendiği, bu nedenle şirketin zarara uğratıldığı iddiasıyla tazminat istemine ilişkindir.
Dairemiz`in yerleşik uygulamasına göre, TTK'nun 341. maddesi uyarınca, böyle bir davanın şirket adına açılabilmesi için genel kurulda dava açılması yönünde karar alınması ve davanın denetçilerden en azından biri tarafından asaleten ya da vekil aracılığı açılması gerekmektedir. Ancak, açıklanan koşullar dava şartı olmayıp, sonradan da tamamlanabilir. Dolayısıyla, bu yöndeki usuli eksiklik davanın hemen reddini gerektirmez.
Somut olayda, davacı şirket vekili, şirket genel müdürü ve yardımcısının verdiği vekâletname ile davayı açmıştır. Dava dosyası içerisinde davalı hakkında sorumluluk davası açılmasına veya davaya muvafakat verilmesine ilişkin bir genel kurul toplantı tutanağı da bulunmamaktadır.
Bu durumda; mahkemece, HUMK'nun 39-40. madde hükümleri uyarınca, davacı tarafa süre verilerek, genel kurulca açıklanan şekilde bir karar alınmasına ve dava tarihi itibariyle şirketin denetçilerden en az birinin davayı açan vekile vekaletname vermesine olanak tanınmak, bu koşullar yerine getirilmeden esasa girilmemek, verilen süre içerisinde bu koşullar yerine getirilmez ise dava reddedilmek gerekirken, anılan hususta davacı vekiline süre verilmeden yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2-Ayrıca, her ne kadar mahkemece, davanın ihbar edildiği ... ile yapılan sözleşmeye konu hizmetin ifası için avukat olmaya gerek bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, bu kişiye yapılan ödemenin her hangi bir hizmet alımına ilişkin olup olmadığı, yani bu kişi tarafından davacı şirkete sözleşmeye konu bir hizmet verilip verilmediği, dolayısıyla, şirket kasasından karşılıksız olarak ödeme yapılıp yapılmadığı da mahkemece araştırılmadan davanın esastan da reddi doğru olmamıştır.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2008/8774, K. 2010/201, 12 Ocak 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama