KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2008/9107 E., 2010/4591 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Nisan 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
578 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Seydişehir Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 11.03.2008 tarih ve 2004/745 - 2008/102 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı ve karşı davcalı vekili ve asıl dava davalısı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 27.04.2010 gününde davacı-karşı davalı avukatı ... ile davalı-karşı davacı avukatı ... gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı.
Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 233 sayılı KHK hükümlerine tabi İDT olduğunu, davalının sermayesinin % 99'u müvekkiline ait bir şirket olduğunu, 13.08.2003 tarihli ÖYK kararı ile bağlı ortaklık ilişkisinin sona erdirildiğini, davalının ÖİB'na devri üzerine istenen mutabakat nedeniyle yapılan hesaplaşma ve mahsup sonucunda müvekkilinin davalıdan 108.955.361.185.562.-TL alacaklı olduğunun kesinleştiğini, 5664 sayılı Kanun'un 6. maddesi uyarınca müvekkilinin Hazine'ye olan 100.514.375.900.000.-TL borcunun davalıdan olan alacağına mahsup işlemi yapıldığını,
özelleştirme sonrasında bir süre daha devam eden ticari ilişki nedeniyle doğan davalı alacağı mahsup edildiğinde 06.12.2004 tarihi itibariyle davalının 4.699.038.609.176.-TL bakiye borcu kaldığını ileri sürerek, şimdilik bu meblağın faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiş; karşı dava açarak 23.12.2004 itibariyle 3.741.946.635.386.-TL alacağın faiziyle tahsilini talep ve dava etmiştir.
Karşı davalı vekili, 13.08.2003 sonrası devam eden ticari ilişki nedeniyle davacının (karşı dava konusu) alacağının mahsup edildiği, 4.699.038.609.176.-TL'nın tahsili için asıl davanın açıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına ve benimsenen 08.09.2006 tarihli asıl ve 02.05.2007 tarihli ek rapora göre, davalının borçları arındırıldıktan sonra özelleştirme kapsamına alınmasına dair ÖYK'nun 13.08.2003 tarihli kararının uygulama şeklini ve anlamını tarif eden ÖİB'nın bağlı olduğu Maliye Bakanlığı'nın 16.10.2003 tarihli talimat yazısı uyarınca muhasebe açısından kayıt ve mahsup işlemleri ile davalının borcunun bilanço ve hesaplardan
düşülmesi suretiyle arındırmanın yapılmasının gerektiği, Bütçe Kanunu'nda değişiklik yapılarak davacının Hazine'ye olan borçları ile davalıdan olan alacaklarının mahsubu suretiyle de 100.514.375.941.000.-TL borcun sonlandığı ve davacının 8.440.985.245.012.- TL alacağı kaldığı, davacının 13.08.2003 tarihi itibariyle alacağı olan 108.955.361.186.012.- TL kadar davalının ÖİB bilançosunda kendisini borçlu gösterdiği ve bunu davalının sermayesinin arttırılması sırasında sermaye koyma borcunu davalıya ÖİB'nın mahsup ile ödediği, bu şekilde de borcun arındırılmasının yapıldığı,
davacının alacağını olağanüstü gider ve görev zararı olarak bilançosunda göstermesi gerektiği, bunu yapmadan alacaklı olduğundan bahisle işbu davayı açtığı, bu durumda asıl davanın reddi gerektiği, karşı davacının özelleştirme sonrası 23.12.2003 tarihi itibariyle 3.741.946.635.386.-TL alacaklı olduğu gerekçesiyle, asıl davanın reddine, karşı davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, asıl davacı-karşı davalı vekili ile asıl davalı vekili temyiz etmiştir. 1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı-karşı davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 2-Asıl davada davalı vekilinin temyizine gelince; asıl dava reddedilmiş olup, hüküm tarihinde geçerli tarifenin üçüncü kısmına göre nispi olarak vekalet ücretinin hesaplanıp hükmedilmesi gerekirken, maktu vekalet ücretinin 3 katı olarak belirlenmesi suretiyle de olsa asıl davalı aleyhine daha az vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamıştır.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2008/9107, K. 2010/4591, 27 Nisan 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama