KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2008/9371 E., 2010/4973 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Mayıs 2010
- Mahkemesi
- Bolu Asliye 1.Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
580 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Bolu Asliye 1.Hukuk Mahkemesi’nce verilen 11.03.2008 tarih ve 2005/213-2008/68 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 04.05.2010 gününde davacı avukatı ... gelip, davalı avukatı yapılan tebligata rağmen duruşmaya gelmediğinden, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, taraflar arasında akdedilen 10.12.2004 tarihli sözleşme uyarınca davalının, davacı tarafından üretilen taze ve şoklu piliç eti ve diğer ürünleri depolama ve muhafaza yükümlülüğünü üstlendiğini, davalıya ait depoda muhafaza edilen ürünlerden 303796 ve 303997 seri nolu sevk irsaliyeleri ile 22.501 kg ve 700 kg’lık partiler halinde sevki yapılan emtianın müvekkiline 12.05.1995 tarihinde intikal ettiğini, 13.05.2005 tarihinde yapılan kontrolde ürünün bozuk ve tüketilmesinin sakıncalı olduğunun belirlendiğini, söz konusu bozuk ürünün sevk irsaliye tarihlerinin 04.05.2005 olmasına rağmen fiili sevk tarihin 12.05.2005 olduğunu,
doğan zarardan davalının sorumlu olduğunu ileri sürerek, davacı zararı (54.123,29)YTL’nın faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili müvekkili şirketin soğuk hava depolarında bu güne değin hiçbir benzer problem yaşanmadığını, elektrik kesintisi olmadığı gibi malların uygun şartlarda muhafazasına engel herhangi bir teknik arıza da meydana gelmediğini, müvekkili şirket tarafından davacı malları gibi aynı odada aynı dönemde 2.000 ton tavuk depolanıp muhafaza edildiğini 2.000 ton tavuğun 23.200 kg’nın bozulmuş olmasının sebebinin saklama kusuru değil, olsa olsa bu miktar malın baştan bozuk olması yada teslim sonrası kaldı nakliye gibi davacıya ait sebepler olabileceği,
davacı tarafından davalı deposuna bırakılan malların saklanmış vaziyette teslimi alınıp aynı şekilde muhafaza edilerek kendilerine teslim edildiğini, bu şekilde teslim olunan malların kontrol edilerek alınmasının maddeten olanaksız olduğunu, bu durumun sözleşmenin 3.2. maddesinde açıkça yazılı olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin 3.2. maddesine göre kiralayanın gelen malın bozuk olup olmadığı ile ilgilenmeyeceği ve sorumlu tutulamayacağının belirtildiği, davacı şirketin piliçleri usulüne uygun olarak davalıya teslim ettiğinin ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Karar davacı vekilince temyiz edilmiştir. Dava, ardiye sözleşmesi uyarınca davalının depolama ve muhafaza yükümlüğünü yerine getirmemesi nedeniyle depolanan piliç eti emtiasının bozulduğu iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki sözleşmenin 3.2.maddesinde “kiralayan gelen malın bozuk olup olmadığı ile ilgilenmez ve sorumlu tutulamaz” hükmü yer almakta ise de,bu mutlak bir sorumsuzluk olmayıp,tam tersine depolanacak malın depolama safhasına kadar bozulması başka bir anlatımla malın başlangıçta bozuk gelmesi ile ilgilidir.Kaldı ki aynı maddede kiralayanın gelen malın çekirdek nokta ısı derecesini kontrol edip sevk irsaliyesine yazabileceği belirtildiği gibi,yine sözleşmenin 3.7. maddesinde “Muhafaza için kiracı tarafından gönderilen piliç eti ürünlerinin kiralayan karkas ısılarını ölçer.
Bu ölçüm sonucunda -12 derecenin altındaki ısıda tespit edilen piliç eti ürünlerini kiralayan kiracıya iade eder” hükmü bir arada değerlendirildiğinde gelen malın depoya alınmadan önce muayene mükellefiyetinin kiralayana ait olduğu anlaşılmaktadır. Esasen varılan bu yorum tarzı Borçlar Kanununun 474. maddesine de uygundur.
Bu durumda mahkemece ispat yükü ters çevrilerek davacı şirketin piliçleri sağlam olarak davalıya teslim ettiğini kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiş ve kararın açıklanan nedenle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2008/9371, K. 2010/4973, 6 Mayıs 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama