KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2008/9893 E., 2010/3848 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Nisan 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
649 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Kayseri 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 29/04/2008 tarih ve 2005/653-2008/202 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 30.03.2010 gününde taraflar ve avukatları tebliğe rağmen duruşmaya gelmediğinden, tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının "Çelik Kapı Kanat ve Kasasında Emniyet Kanalları"başlıklı faydalı model belgesinin başvurusunun müvekkilinin "Çift Emniyet Tırnaklı Geçmeli Çelik Kapı Sistemi" başlıklı faydalı model başvurusundan sonra olduğunu ancak davalının belgeyi daha erken aldığını, aynı buluş ile ilgili olduğu halde sadece başlığın farklı olduğunu, müvekkilinin davalıdan önce kullandığı buluşun davalı bakımından yenilik unsuru taşımaması nedeniyle davalının belgesinin terkini gerektiğini ileri sürerek, hükümsüzlüğünü ve tescilin iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin davacıdan önce ürettiği ve 2003 yılından beri kullandığı buluşun gerçek hak sahibi olduğunu davacı başvurusunun önce olmasının gerçeği ifade etmediğini yanıt ve rapora itiraz dilekçesinde savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalının faydalı model başvuru tarihi itibarıyle 551 sayılı KHK'nin 156 ncı maddesi anlamında yeni olmadığı ve iptali gerektiği sonucuna varılarak, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, faydalı model tescilinin hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
Davacı vekili, müvekkilinin tescil başvurusunun davalıdan daha önce olduğunu ve daha önce kamuya da sunduğunu, davalı buluşunun yenilik unsurunu müvekkilinin bu şekilde kaldırdığını ileri sürmüş, davalı ise davacıdan önce kamuya sunduğunu, gerçek hak sahibinin kendisi olduğunu, başvuru önceliğinin gerçeği yansıtmadığını savunmuş olup, çekişme hangi tarafın başvurudan geriye doğru 12 ay içinde kalmak koşulu ile kamuya buluşunu sunarak, diğerinin tescilini yenilik unsuru bakımından ortadan kaldırıp kaldıramayacağı noktasında toplanmıştır.
Davacının tescil başvurusu 16.02.2004 davalının ki ise 25.02.2004 olup, mahkemece benimsenen bilirkişi raporunda davalının savunmasının davalının kendi yenilik unsurunu kaldırdığı şeklinde varılan sonuca itibar edilerek davanın kabulüne karar verilmiştir.
Oysa, davalı yanıt dilekçesinde 2002 yılından beri ürettikleri aynı buluşa ilişkin davacının faydalı model belgesi aldığını savunmuş ise de rapora itiraz dilekçesinde yanıttaki 2002 ibaresinin bilgisayar klavye hatası olduğunu, 2003 yılında üretim yaptıklarını, 1 yıl içinde de tescil başvurusunda bulunduklarını savunmuştur.
Gerçekten de davalı yan delilleri arasındaki üretime ilişkin dayanılan ürün teslim tutanağı 20.11.2003 tarihli olup, işyerinin şirket olarak faaliyete geçmesi ve davalının şirketin ortağı olması ile ilgili belgeler 2004 yılına aittir. Keza aynı işkolunda çalışan firmalara davalının gönderdiği ihtarnameler de 21.02.2005 tescil tarihi sonrasıdır.
Davalının delilleri arasında, yanıt dilekçesinde geçen 2002 yılı ibaresini destekleyen bir belge bulunmamakta olup, anılan beyanın maddi hataya dayalı olduğunun kabulü gerekir. Davalının kamuya sunmaya ilişkin bu delilleri davalının başvurusundan geriye doğru 12 ay içinde kalmaktadır. Ne var ki davacının başvurusu davalıdan önce olup, anılan KHK'nin 156/son maddesi uyarınca önceki başvuru, sonraki başvurunun yenilik niteliğini kaldırır.
Bu durumda, önceki başvuru sahibi davacı davalı tescilinin yenilik niteliğinin bulunmadığını kanıtlamak zorunda olmayıp, davacı lehine davacı buluşunun yeni olduğu yönünde yasal karine oluşmuştur. Davalı yan, bunun aksini savunmakta ve savunmasını kanıtlamak istemektedir.
Davalının dayandığı deliller değerlendirilerek, gerçek hak sahibinin davalı olup olmadığı, davacının başvurusundan önce davalının buluşu (kendi başvurusundan önceki 12 ay içinde) kamuya sunup sunmadığı üzerinde durulması gerekmektedir. Davalının savunmasını kanıtlaması durumunda, bu kez davacının davalının kamuya sunduğunu kanıtladığı tarihten önce kamuya sunduğunu kanıtlama hakkı doğacaktır.
Davacı yan kendi başvurusundan geriye doğru 12 ay içinde kalmak koşulu ile aynı buluşu davalının kanıtlayabildiği tarihten de önce kamuya sunduğunu kanıtlayabildiği takdirde davalı tescilinin hükümsüzlüğüne karar verebilecektir.
Bu durumda, mahkemece davalı savunması ve delilleri üzerinde yeterince durularak davanın bu açıklamalar çerçevesinde ele alınıp, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, davalının savunmasında geçen maddi hataya dayalı "2002 yılı " ibaresine dayalı bilirkişi görüşüne itibar edilmesi sonucu yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2008/9893, K. 2010/3848, 6 Nisan 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama