KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2008/9924 E., 2010/1146 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Şubat 2010
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
519 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Kocaeli Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 19.06.2008 tarih ve 2006/450-2008/222 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının taşımasını üstlendiği yolcuların biletlerinin acente sıfatıyla müvekkili tarafından satıldığını, davalının haksız ve nedensiz olarak acentelik sözleşmesini feshederek, müvekkilinin işletmesinin yanındaki başka bir firmaya acentelik verdiğini, müvekkilinin acentelik sözleşmesi gereği yapmış olduğu masrafların ve yoksun kalınan kar nedeniyle zarara uğradığını ileri sürerek, ıslah ile artırılmış olarak, 154.939,84 YTL’nin temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının acentelik sözleşmesini usulüne uygun olarak feshetmediği, davacının işletmesinin yakınında başka bir firmaya acentelik verdiği bu nedenle davacının kar kaybı zararının bulunduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 131.953,35 YTL’nin temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, acentelik sözleşmesinin haksız feshedildiği iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Somut olayda, davacı ile davalı şirket arasında yapılan 14.12.2004 tarihli acentelik sözleşmesinde, sözleşmenin süresi ve feshi başlığı altında, sözleşmenin bitiminin davalının taşımacılık yetki belgesinin süre sonuna kadar olduğu düzenlenmiş olup, bu süre de 28.7.2004 tarihli yetki belgesine göre 30.4.2009 tarihidir. Ancak davalı tarafından her hangi bir feshi ihbarda bulunulmadan fiili olarak acentelik sözleşmesinin 1.8.2006 tarihinde feshedildiği davacı tarafça iddia edilmiş olup, davalı da sözleşmenin devam ettiğini savunmadığı gibi, bilakis sözleşmenin feshedilmesinde davacının kusurlu olduğunu ileri sürmüştür.
Bu durumda, davalı tarafından sözleşmenin haklı nedenle feshedildiği ispat edilemediğine göre, davacı taraf haksız fesih nedeniyle uğradığını iddia ettiği zararların tazminini davalıdan isteyebilir. Ancak hükme esas alınan bilirkişi raporunda sözleşmenin bitim tarihi olan 30.4.2009 tarihine kadar davacının alması gereken komisyon alacağı hesaplanarak bu miktara hükmedilmiş ise de, bu gibi durumlarda mahkemece sonuca varılabilmesi için, sözleşmenin davalı tarafından haksız feshedildiğinin kabul edildiği tarihten itibaren davacının aynı veya benzer nitelikte bir iş veya acentelik alabilmesinin mümkün olup olmadığı ve mümkünsü bunun süresinin belirlenmesi ve bu süre içinde davacının uğrayacağı kazanç kaybı nedeniyle uygun (makul) bir tazminat takdiri gerekir.
Bu itibarla, mahkemece, içinde taşıma acenteliği konusunda uzmanın da bulunduğu bilirkişi heyetinden yukarıda yapılan açıklama doğrultusunda rapor alınarak oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
3- Kabule göre de, mahkemece, davacının uğradığı kabul edilen zarardan bilirkişi tarafından belirlenen ve davacının tasarruf ettiği genel giderlerin de düşülmesi gerekirken, bu husus göz ardı edilerek yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2008/9924, K. 2010/1146, 2 Şubat 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama