KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/1020 E., 2011/1679 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Şubat 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
267 kelime·1 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Konya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 31/12/2007 tarih ve 2007/46-2007/526 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 15.02.2011 gününde taraflar ve avukatları tebligata rağmen duruşmaya gelmediklerinden ve duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirketin müvekkilinden para tahsil edip ödememesi üzerine açtığı davada, Recklinghausen Sulh Hukuk Mahkemesi tarafından 14.03.2005 tarihinde davalıdan (2.556,46) Euro anapara ve (684,83) Euro yargılama giderinin temerrüt faiziyle birlikte tahsiline karar verildiğini ileri sürerek, anılan kararların tenfizini talep ve dava etmiştir.
Davalı temsilcisi savunmada bulunmamıştır.
Mahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, tenfizi istenen yabancı mahkeme kararının davalıya doğrudan posta yoluyla tebliğ edildiği, oysa Türkiye'nin 1965 tarihli Hukukî ve Ticarî Konularda Adlî ve Gayrı Adlî Belgelerin Yabancı Memleketlerde Tebliğine Dair Lahey Sözleşmesi’nin 10. maddesine çekince koyduğu, bu durumda anılan kararın kesinleşmiş sayılamayacağı, 2675 sayılı MÖHUK.'nun 34. maddesi uyarınca kesinleşmemiş yabancı mahkeme kararlarının tenfizinin de istenemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/1020, K. 2011/1679, 15 Şubat 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama