KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/11234 E., 2011/7496 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Haziran 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
375 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Afyonkarahisar 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 14.05.2009 tarih ve 2007/387-2009/105 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 21.06.2011 gününde davacı vekili avukat .... geldi, davetiye tebliğine rağmen davalı vekili duruşmaya gelmedi, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı.
Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı ...’ın 28.09.2004 tarihinde hisselerini üçüncü kişile devrederek müvekkili şirket ortaklığından ayrıldığını, bu tarihten sonra ekonomik durumu bozulan Ahmet’in diğer davalı ... ile işbirliği içinde 03.07.2004 keşide tarihli (20.000) TL bedelli bir bono düzenleyerek müvekkili şirket adına imzaladığını, gerçekte müvekkilinin davalı ... ile hiçbir ticari ilişkisinin olmadığını, ayrıca bonoda alacaklı kısmına önce ... yazılıp sonradan bu ismin daksil çekilerek üzerine ... isiminin yazıldığını, bu bonoya dayanarak icra takibine girişildiğini ileri sürerek, müvekkilinin davalılara borçlu olmadığının tespitini, % 40 icra inkar tazminatının davalılardan tahsilini talep etmiştir.
Davalı ..., kendisine bu davada husumet yöneltilemeyeceğini, davalı ... vekili, davacının iddialarının iyiniyetli hamil olan müvekkiline karşı ileri sürülemeyeceğini, müvekkilinin davacı şirkete borç verip karşılığında dava konusu bonoyu aldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkeme, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacı şirket defterlerinde davalı ...’dan borç para alındığına dair bir kaydın bulunmadığını, ancak anılan davalının tacir olmadığından defter kayıtlarının davacı lehine delil olmayacağı, davacının senedin karşılıksız bulunduğunu kanıtlaması gerektiği, bononun keşide tarihinde davalı ...’in davacı şirketi temsil ve ilzama yetkili bulunduğu, lehdar isminin paraflanması karşısında senedin sıhhatinin tam olduğu, davalı ...’in dava konusu bono nedeniyle borçlu konumunda olup bu davalıya husumet yöneltilemeyeceği, davacının yemin deliline de dayanmayacağını bildirdiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/11234, K. 2011/7496, 21 Haziran 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama