KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/11248 E., 2010/524 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Ocak 2010
- Mahkemesi
- Bursa Asliye 3.Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
422 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Bursa Asliye 3.Hukuk Mahkemesi’nce verilen 31.12.2007 gün ve 2007/371-2007/599 sayılı kararı onayan Daire’nin 29.06.2009 gün ve 2008/3584-2009/7905 sayılı kararı aleyhinde davalı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkili ...' ın 1979 yılından beri Bursa' da "..." adı altında otomotiv servis ve tamir hizmeti verdiğini, davalının ise akrabası olup yanında yetiştikten sonra 1995 yılında yeni yerine taşınan müvekkilinden ayrılarak,
müvekkilinin önceki işyerini işletmeye devam ettiğini, ancak davalının tüm uyarılara rağmen aynı isimle faaliyet gösterdiğini ve müvekkilinin 2002 yılında tamir ve servis hizmetleri alanında anılan ibareyi marka olarak adına tescil ettirmek istediğinde, davalının bu ibareyi kendi adına tescil ettirmiş olduğunu öğrendiğini, oysa anılan ibareyi müvekkilinin meşhur hale getirdiğini ve öncelik hakkının müvekkiline ait olduğunu ileri sürerek, davalı adına tescilli markanın hükümsüzlüğüne ve davalının haksız rekabetinin önlenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının müvekkilinin kullanımına uzun süre ses çıkarmadıktan sonra markanın hükümsüzlüğünü istemesinin iyi niyet kuraklarına aykırı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, Dairemiz'e ait 24.05.2007 tarihli ilama dayanılarak, davacının 1979 yılından beri otomotiv tamir ve servis hizmetleri alanında dava konusu markayı kullandığı, davalının da davacı yanında çırak olarak işe başladığı, davacının önceki işyerini davalıya devrederek yeni bir işyeri açtığı, ancak yeni işyerinde de anılan markayı kullanmaya devam etmesi ve davalının markayı kendi adına tescili üzerine işbu davayı açması nedeniyle kötü niyetli olarak değerlendirilemeyeceği, ayrıca marka hakkını davalıya devretmeyip sadece kullanımına izin verdiğinden bu izni her zaman geri alabileceği ve öncelik hakkının davacıya ait olduğu,
davacının 37.sınıfın 6.alt grubu dışındaki alanlarda faaliyetinin bulunmadığı, anılan ibarenin davalı adına marka olarak tescilli bulunması dolayısıyla davalı kullanımının haksız rekabet olarak değerlendirilemeyeceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalı adına tescilli markanın 37/6. alt grup yönünden hükümsüzlüğüne, diğer istemlerin reddine karar verilmiş, kararın davalı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 29.06.2009 tarihli kararı ile mahkeme kararı onanmıştır.
Davalı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur. Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/11248, K. 2010/524, 19 Ocak 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama