KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/11735 E., 2011/5042 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Nisan 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
504 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Malatya 3.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 11.06.2009 tarih ve 2008/249 - 2009/242 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla,dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı banka arasında aktedilen sözleşme gereğince davalı bankaya ait POS cihazında 19.03.2007, 21.03.2007 ve 22.03.2007 tarihlerindeki tahsilat işlemlerine ilişkin paraların müvekkilinin hesabına aktarılmadığını, söz konusu paraların hesaba aktarılmasının istenilmesine rağmen davalı bankanın ödemelerin yapıldığını bildirdiğini, davalı bankanın 02.10.2007 tarihli yazısı ile de 13.185,50 TL'nin belediye hesabına 11.08.2006 ve 14.08.2006 tarihlerinde mükerrer olarak girdiğinin belirtildiğini, yaptıkları kontrolde bu bedelin 15.08.2006 tarihinde banka tarafından hesaptan çekildiğini gördüklerini,
ikinci olarak 26.12.2006 tarihinde belediye hesabına giren 20.330,33 TL'nin 30.12.2006 tarihli 17.836,55 TL tutarındaki POS işlemine ait olduğunun belirtildiğini, ancak dört gün sonra yapılacak işleme ait paranın önceden hesaba girmesinin söz konusu olmayacağını, bu miktarda başka tarihli bir işlemin de olmadığını ileri sürerek, 15.765,73 TL alacağın vade tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, banka kayıtlarına göre davacı kurumun hesabına aktarılması gereken meblağların hesaplara geçirildiğini, açılan davanın mesnetsiz olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında tanzim edilen sözleşme gereğince davalı banka tarafından davacıya POS cihazı verildiği, davacının tahsilatları kredi kartı ile bu cihaz üzerinden yaptığı, dönem sonunda bedellerin davalı bankadan tahsil edildiği, belirtilen üç güne ilişkin tahsilat tutarlarının davacı hesabına aktarılmadığı iddiası ile eldeki davanın açıldığı, aldırılan bilirkişi raporundan davacının dava konusu üç güne ilişkin olarak talep edebileceği miktarın 11.610,89 TL olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 11.610,89 TL'nın dava tarihinden itibaren işleyecek
en yüksek banka mevduat faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
Dava, bankacılık işlemlerinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir. Davacı tarafça taraflar arasındaki sözleşme uyarınca belirtilen tarihlerdeki tahsilat işlemlerine ilişkin paraların kendi hesaplarına akratılmadığı iddia edilmiş, davalı taraf ise sözleşme süresinin tamamı dikkate alındığında davacının alacağının bulunmadığı savunulmuştur. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmaya yeterli değildir.
Zira, taraflar arasındaki sözleşme dosyaya getirtilmemiş, tarafların sözleşme kapsamındaki hak ve yükümlülükleri tespit edilmemiştir. Ayrıca, bilirkişi incelemesi de yalnızca üç günlük hesap hareketleri ile sınırlı tutulmuş olup, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, taraflar arasındaki sözleşmenin geçerli olduğu dönemin tamamına ilişkin bir değerlendirme yapılmamıştır.
Bu itibarla, mahkemece, taraflar arasındaki sözleşmenin getirtilmesi, yapılan tahsilat tutarlarının hangi tarihlerde davacının hesabına aktarılması gerektiğinin belirlenmesi, uzman bilirkişi aracılığıyla sözleşme süresi boyunca tahsil edilen ve davacının hesabına yatırılan tutarların tespit edilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, tarafların iddia ve savunmaları değerlendirilmeden yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün yazılı gerekçe ile taraflar yararına bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/11735, K. 2011/5042, 26 Nisan 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama