KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/1176 E., 2010/8262 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Temmuz 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
441 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Konya 1.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 14.02.2008 tarih ve 2007/482 - 2008/58 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olup dava konusu meblağ 12.680,00 TL’nın altında bulunduğundan HUMK’nun 3156 sayılı Kanun ile değişik 438. maddesi gereğince duruşma isteğinin reddiyle tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verilerek dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirketin müvekkilinden tahsil ettiği paranın ödenmemesi üzerine davacı tarafından Essen-Stele Sulh Hukuk Mahkemesinde dava açtığını, mahkemece 15.09.2006 tarihinde 4.000,86 Euro asıl alacak ile 932,22 Euro yargılama giderinin faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verildiğini, anılan mahkeme kararının temyiz edilmeyerek 08.01.2007 tarihinde kesinleştiğini ileri sürerek, anılan mahkemenin 8 C 125/06 sayılı kararın ve masraflara ilişkin ek kararının tenfizine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, yabancı mahkemede açılan davada dava dilekçesinin ve tenfizi istenen kararın müvekkiline usulünce tebliğ edilmediğini, kesinleşmeyen yabancı mahkeme kararının MÖHUK'nun 34.maddesi gereğince tenfizinin istenemeyeceğini, tenfizi istenen mahkeme kararının Türk mahkemelerinden verilmiş karar ile çeliştiğini, bu durumun kamu düzenine aykırı olduğunu, uyuşmazlığın çözümünde Türk mahkemelerinin münhasır yetkili olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, 1965 tarihli Hukukî ve Ticarî Konularda Adlî ve Gayrı Adlî Belgelerin Yabancı Memleketlerde Tebliğine Dair Lahey Sözleşmesine göre tebligatın hangi makam tarafından hangi usulle yerine getirileceğinin belirlenmiş olduğu, Essen Mahkemesinin gıyapta verdiği dava konusu kararının Alman Usul Hukuku hükümlerine göre Almanya ve Türkiye'nin taraf olduğu 1965 tarihli Lahey Sözleşmesi hükümlerine ve Türkiye'nin koyduğu çekinceye rağmen posta yolu ile doğrudan tebliğ edilmesinin davalının savunma hakkını kısıtladığı, bunun da kamu düzenine aykırılık oluşturduğundan MÖHUK'nun 38./c, d maddesi uyarınca davanın reddinin gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ve katılma yoluyla da davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve yabancı mahkeme ilamının tenfizine karar verilebilmesi için öncelikle tenfizi istenen ilamın kesinleşmesi gerekmesine, mahkemece yabancı mahkeme ilamının davalıya Lahey Sözleşmesi’ne uygun tebliğ edilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş olduğundan bu aşamada diğer tenfiz şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin incelenmesine de gerek bulunmamasına göre, davacı vekilinin ve katılma yoluyla hükmü temyiz eden davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/1176, K. 2010/8262, 12 Temmuz 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama