KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/1178 E., 2010/12575 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Aralık 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
335 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Konya 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 22.05.2008 tarih ve 2007/501-2008/167 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak taraf vekilleri tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 07.12.2010 gününde davacı avukatı.... ile davalı avukatı ....gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirketin müvekkilinden para tahsil edip ödememesi üzerine açtığı davada, Dortmund Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından 28.12.2006 tarihinde davalıdan (87.660,99) Euro anaparanın temerrüt faiziyle birlikte tahsiline karar verildiğini ileri sürerek, anılan kararların tenfizini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, talebin haksız olduğunu, yabancı mahkeme kararının müvekkiline tebliğ edilmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, tenfizi istenen yabancı mahkeme kararının davalıya doğrudan posta yoluyla tebliğ edildiği, oysa Türkiye'nin 1965 tarihli Hukukî ve Ticarî Konularda Adlî ve Gayrı Adlî Belgelerin Yabancı Memleketlerde Tebliğine Dair Lahey Sözleşmesi’nin 10. maddesine çekince koyduğu, bu durumda anılan kararın kesinleşmiş sayılamayacağı, 2675 sayılı MÖHUK.'nun 34. maddesi uyarınca kesinleşmemiş yabancı mahkeme kararlarının tenfizinin de istenemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve tenfiz davalarının eda davası değil tespit davası niteliğinde olması karşısında, mahkemece hükmedilen yargılama harcı ile davalı yararına takdir edilen vekalet ücretinin, nispi değil maktu olarak belirlenmesinde bir usulsüzlük bulunmamasına göre, taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/1178, K. 2010/12575, 7 Aralık 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama