KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/12411 E., 2011/5054 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Nisan 2011
- Mahkemesi
- Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
427 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 12.05.2009 tarih ve 2008/71-2009/62 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkiline ait markanın kullanımının 2 yıllık bir süre için davalıya kiraya verildiğini, lisans bedelinin tahsili için başlatılan takibe davalının haksız ve kötüniyetli olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, davalının itirazının iptali ile icra inkar tazminatının davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davanın kısmen kabulüne, takibin 18.000,00 TL asıl alacak ve 2.643,94 TL işlemiş faiz üzerinden devamına, asıl alacağın %40’ı oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, marka lisans bedelinin tahsili için başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Somut olayda, taraflar arasında davacıya ait markanın 2 yıllık süre için aylık 750,00 YTL bedel ile davalı tarafından kullanılması hususunda sözleşme yapılmış olup, mahkemece,
davalının ödemeye ilişkin savunmasının kanıtlanamadığı gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş ise de, işlemiş faiz yönünden kurulan hüküm BK’nın 101/2. maddesine aykırıdır. Zira Borçlar Kanunu'nun 101/1. maddesi hükmü gereğince, muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer. Anılan madde hükmünün 2. fıkrasında ise, borcun ödeneceği gün, taraflarca ittifakla belirlenmiş veya saklı tutulan bir hakka dayanılarak, iki taraftan birisince yöntemine uygun olarak bir ihtarda bulunma yoluyla saptanmış ise, borçlu, sadece bu günün dolması ile temerrüde düşmüş olur.
Somut olayda, Borçlar Kanunu'nun 101/1. maddesi hükmüne uygun şekilde davalıyı temerrüde düşüren nitelikte davacının bir hukuksal işlemi bulunmadığı gibi; aynı maddenin 2. fıkrası hükmüne göre, borcun ödenmesi için kesin vade de kararlaştırılmamıştır.
Bu itibarla, mahkemece, icra takibinden önce alacağın ödenmesine ilişkin davalının temerrüde düşürülmemesi nedeniyle, takip konusu işlemiş temerrüt faizi hakkındaki davanın reddine karar verilmesi gerekirken, kısmen kabulüne karar verilmesi ve davalının buna yönelik itirazının iptal edilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/12411, K. 2011/5054, 26 Nisan 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama