KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/12419 E., 2010/1604 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Şubat 2010
- Mahkemesi
- Antalya Asliye 5.Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
330 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Antalya Asliye 5.Hukuk Mahkemesi’nce verilen 21.05.2007 gün ve 2004/309-2007/237 sayılı kararı onayan Daire’nin 09.07.2009 gün ve 2007/11407-2009/8524 sayılı kararı aleyhinde davalı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı banka şubesindeki hesabından internet bankacılığı yoluyla fon bozdurularak davalı ...’in başka bir şubedeki hesabına aktarılıp 30.000 YTL’nın çekildiğini, bu işlemin davalı bankanın internet bankacılığı sistemindeki zafiyetten yararlanan diğer davalılar tarafından gerçekleştirildiğini ileri sürerek, 20.000 YTL’nın işlem tarihinden itibaren faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiş, yargılama sırasında gerçek kişi davalılar hakkındaki davayı atiye bırakmıştır.
Davalı banka vekili, işlemin banka sisteminin zafiyetinden değil, davacının kişisel şifresini korumada özensiz davranması nedeniyle yapılabildiğini, sözleşme gereği zarardan davacının sorumlu olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemenin davalı banka aleyhindeki davanın kabulüne dair verdiği kararının Dairemizce onanması üzerine davalı Yapı Kredi Bankası A.Ş. vekili bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere ve mevduat sözleşmesinin belli oranda faiz elde etme amacına yönelmesi bakımından ödünç, ancak güvenilir bir kurumda paranın muhafaza edilmesi amacı yönünden ise vedia sözleşmesini hatırlatan kendine özgü bir sözleşme niteliği taşımasına, BK’nun 472/1. maddesi uyarınca usulsüz tevdide paranın nef’i ve hasarının mutlak şekilde saklayana geçtiğinin açık olmasına, davalının kendisine verilen şifreyi koruma konusunda kusuru bulunduğunu kanıtlamamış ve davalı bankaca bazı ek güvenlik tedbirlerinin uygulanamayarak davacının tercihine bırakılmış bulunmasına göre, davalı vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/12419, K. 2010/1604, 12 Şubat 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama