KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/1266 E., 2010/12741 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Aralık 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
382 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Konya 3.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 28.04.2008 tarih ve 2007/460 - 2008/120 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak taraf vekillerince istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 07.12.2010 gününde davacı avukatı ... ile davalı avukatı Serdar Bayburt gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, Almanya Wuppertal Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından 10.05.2006 tarihinde 4 O 401/05 numaralı dosya ile verilen kararın ve masrafların tespitine ilişkin ek kararın tenfizine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosyadaki kanıtlara göre, 1965 tarihli Hukuki ve Ticari konularda Adli ve Gayrı Adli belgelerin Yabancı Memleketlerde Tebliğine Dair Lahey Sözleşmesi'ne Türkiye ve Almanya'nın taraf bulunduğu, Türkiye yönünden bu sözleşmenin ise 28.04.1972 tarihinde yürürlüğe girdiği, anılan Lahey sözleşmesi ile kabul edilen istisnai tebligat yöntemlerinden birinin de doğrudan posta yolu ile tebligata ilişkin olup, bu yönteme sadece sözleşmenin 10. maddesine çekince koymayan ülkeler açısından başvurmanın mümkün olduğu,
Türkiye ise 10. maddedeki tebligat yöntemini kabul etmeyeceğini bu maddeye koyduğu çekince ile açıkça belirttiği gıyapta verilen dava ve tenfize konu edilen söz konusu yabancı mahkeme kararının, doğrudan posta yolu ile tebliğ yoluna gidilmesi davalının savunma hakkını kısıtladığı gibi esasen MÖHUK'nun 38/c maddesi gereğince kamu düzenine aykırı da olduğu, kaldı ki MÖHUK'nun 34. maddesi gereğince ortada kesinleşmiş bir karar olduğundan söz edilemeyeceği de dikkate alındığında, açıklanan nedenlerle yerinde görülmeyen davanın bu nedenle reddine karar verilmiştir.
Karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, taraf vekillerinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/1266, K. 2010/12741, 9 Aralık 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama