KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/12834 E., 2010/644 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Ocak 2010
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
507 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 1.Ticaret Mahkemesi’nce verilen 07.05.2007 gün ve 2006/133-2007/273 sayılı kararı onayan Daire’nin 25.06.2009 gün ve 2007/12791-2009/7794 sayılı kararı aleyhinde davalı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirketin maliki olduğu dava dışı ...’in sürücüsü olduğu, müvekkili şirkete zorunlu trafik sigorta poliçesi ile sigortalı ... plakalı kamyonun ağır ve %100 kusurlu olarak ... plakalı araca çarparak hasara uğramasına ve 3 kişinin ölümüne sebebiyet verdiğini, müvekkili şirketin ... plakalı araçta vefat eden kişilerin mirasçılarına toplam 149.144 YTL tazminat ödediğini ileri sürerek, 149.144 YTL’nın kaza tarihinden itibaren yılık %30 avans faiziyle birlikte davalıdan rücuen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, 149.143,55 YTL’nın ödeme tarihinden itibaren %30 oranını geçmemek üzere avans faiziyle davalıdan tahsiline ilişkin olarak verilen karar Dairemizce onanmıştır.
Davalı vekili, karar düzeltme talep etmiştir.
Dava, davacıya Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası ile sigortalı bulunan aracın karıştığı trafik kazası nedeniyle dava dışı üçüncü kişilere ödenen tazminatın sigortalı davalıdan rücuan tahsiline ilişkin olup, yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere davacı taraf olayda sigortalı araç şoförünün ağır kusurlu olduğunu ileri sürerek işbu davayı açmıştır.
Dairemizin yerleşmiş içtihadlarına göre (28.04.2003 gün, 2002/11908 E, 2003/4189 K) bir özel hukuk kavramı olan ağır kusur kast olmamakla birlikte kasta yakın bir kusurun varlığını ifade etmekte olup, olayda bir kimsenin %100 kusurlu olması da her halde bu kişinin ağır kusurlu olduğu sonucunu doğurmaz. ZMSS Poliçe Genel Şartlarının 4/a maddesinde de sigortalıya rücu için sürücünün kast veya ağır kusurunun varlığından söz edilmiştir. Bu itibarla, sigortacı davacının 3 ncü şahıslara ödediği tutarı yani gerçek zararı sigortalıdan isteyebilmesi için sigortalı araç sürücüsünün olayda ağır kusurlu olduğunu kanıtlaması gerekir.
Mahkemece hükme dayanak yapılan bilirkişi raporunda ise davalı sürücünün olayda %100 kusurlu olduğu, ancak kasda yakın bir davranışının varlığı kanaatına varılamadığı belirtilmiş ve mahkeme gerekçesinde de bu yönlü bir belirleme yapılmayıp, sürücünün olayda tam kusurlu olduğu vurgulanmıştır. Olayla ilgili olarak açılan ceza davasında da sürücünün ağır kusurlu olup olmadığı çekişmeli noktalardan birisidir.
Her ne kadar BK’nun 53 ncü maddesi uyarınca kusur oranı yönünden ceza mahkemesi kararı hukuk hakimini bağlayıcı değil ise de, ceza mahkemesince olayda sürücünün ağır kusurlu olduğuna dair bir tesbit yapıldığında, bu hukuk mahkemesi yönünden bağlayıcı olacaktır.
Bu itibarla, mahkemece ceza davası sonucu beklenerek neticesine göre bir karar vermek gerekirken, olayda sürücünün ağır kusurlu olduğu yolunda bir tesbit ve belirlemede olmadığı halde yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmadığından, davalı vekilinin karar düzeltme itirazının kabulüyle Dairemizin 25.06.2009 T, 2007/12791 E, 2009/7794 K sayılı onama ilamının ortadan kaldırılarak, yerel mahkeme kararının davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/12834, K. 2010/644, 22 Ocak 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama