KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/13104 E., 2010/3097 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Mart 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
711 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Bodrum 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 07/12/2007 tarih ve 2003/108-2007/383 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 16.03.2010 gününde davalı avukatı ... geldi, davetiye tebliğine rağmen davacı vekili duruşmaya gelmedi, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı, davalı kooperatifin kuruluşundan bu yana üyesi olduğunu, genel kurulda aldığı mürekkep faiz kararının yanlışlığını iddia etmesi ve ödeme yapmaması üzerine üyelikten ihraç edildiğini, haksız ihraç kararının ve genel kurulda alınan mürekkep faiz kararının iptal edilip kesinleştiğini, davalı kooperatife borç miktarının belirlenmesi amacıyla keşide ettiği ihtâra cevap verilmediğini, borç miktarının tespiti amacıyla dava açtığını, Şubat 1996 tarihi itibariyle davalıya 520.038.992 TL' sı borçlu olduğunun tespit edildiğini, bu arada haksız olarak tekrar üyelikten ihraç edildiğini,
genel kurul nezdinde süresinde itiraz edilmesine rağmen sorunun halen askıda beklediğini, sözlü olarak üye olmadığının bildirildiğini ileri sürerek, muarazanın önlenmesi ile davalı kooperatifte üyeliğinin devam ettiğinin tespitine, dava tarihi itibariyle davalıya olan borç miktarının tespitine ve alınmış ihraç kararı varsa iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının hakkındaki ilk ihraç kararının iptalinden sonra davacının 19.8.1995 tarihli yönetim kurulu kararı ile tekrar ihraç edildiğini, davacıya genel kurulda olumlu yada olumsuz karar alınmadığından yasal yollara müracaat etmekte muhtar olduğunun bildirilmesine rağmen tekrar alınan ihraç kararı aleyhine dava açılmadığından ihraç kararının kesinleştiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, davacının davalı kooperatif üyesi iken parasal ödemelerini yerine getirmemesi nedeniyle 22.06.1993 tarihli yönetim kurulu kararı ile üyelikten çıkarıldığı, bu kararın mahkemece iptal edildiği, bu dava devam ederken yönetim kurulunun 19.08.1995 tarihli kararı ile ikinci kez üyelikten çıkarılmasına karar verildiği, bu karara davacının 12.10.1995 tarihli cevabi ihtârname ile itiraz ettiği, ancak süresinde yapılan bu itirazın ilk genel kurul toplantısına götürülmediği,
daha sonra kooperatif yönetimi tarafından 15.06.1996 tarihli yazı ile genel kurulun çıkarma kararı ile ilgili olumlu yada olumsuz bir karar alınmadığından davacının yasal yollara müracaat etmekte muhtar bulunduğuna dair yazının davacıya 25.06.1996 tarihinde tebliğ edildiği, 15.03.1997 tarihli kooperatif genel kurul toplantı tutanağı ile davacının çıkışının 15.06.1996 tarihinde olduğu ve diğer çıkartılanlarla birlikte davacının da genel kurula itirazının olmadığı, bu nedenle genel kurulca görüşülmediği,
17.03.2001 tarihli genel kurul toplantısında ise davacı hakkındaki çıkış kararının kesinleştiği şeklinde karar alındığı ancak bu kararın davacıya tebliğ edilmediği, davacının kooperatife yaptığı biriken ödemelerin iade edilmediği de gözönüne alındığında 1163 Sayılı Yasanın 16. maddesi gereğince 3 aylık hak düşürücü süreye tabi olmaksızın dava açabileceği, davalı kooperatif tarafından aidatların ödenmesi konusunda yapmış olduğu uyarıların anasözleşmenin 14. maddesine aykırı olarak Nisan 1995 ayı aidatının eklenmiş olması ayrıca aidat borcunun iptali istemiyle dava açılmış bulunması nedeniyle geçerli olmadığı,
bu nedenlerle davacının kooperatif üyeliğinin devam ettiği, davacının dava tarihi itibariyle 2.867,04 YTL. asıl alacak ve 21.066,18 YTL. gecikme faizi olmak üzere toplam 23.993,22 YTL. borçlu olduğu gerekçesiyle, davanın kabulü davacının üyeliğinin devam ettiğinin ve dava tarihi itibariyle kooperatife 21.066,18 YTL. borçlu olduğunun tespitine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava, muarazanın önlenmesi ile davalı kooperatifte üyeliğin devam ettiğinin tespiti ve varsa ihraç kararının iptali istemlerine ilişkin olup, mahkemece, benimsenip hükme dayanak yapılan bilirkişi raporu doğrultusunda dava tarihi itibariyle davacının 2.867,04 YTL. asıl alacak ve 21.066,18 YTL. gecikme faizi olmak üzere toplam 23.993,22 YTL. borçlu olduğu kararın gerekçe bölümünde açıkça kabul edilmiş olmasına rağmen, hüküm kısmında yanlızca gecikme faizine hükmedilerek HUMK.nun 388 nci maddesine aykırı şekilde kararın gerekçesi ile hüküm fıkrası arasında çelişki yaratılmak sureti ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/13104, K. 2010/3097, 22 Mart 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama