KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/13170 E., 2010/2334 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Mart 2010
- Mahkemesi
- Manavgat Asliye 1.Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
465 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Manavgat Asliye 1.Hukuk Mahkemesi’nce verilen 26.04.2005 gün ve 2001/62-2005/324 sayılı kararı bozan Daire’nin 16.04.2007 gün ve 2006/2203-2007/5925 sayılı kararı aleyhinde davalı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili bankanın, müşterilerinden olan davalı ...’den 15.05.1997 tarihinde 1340 nolu römiz mektubu ile 26.000 DM’lik ve 13.06.1997 tarih ve 1441 numaralı römiz mektubu ile 28.500 DM’lik çekleri satın aldığını, çeklerin sahibi olduğu ... firması adına ... tarafından ciro edildiğini, çek bedellerinin davalı ...’e ödendiğini, karşılığı olmayan çek bedellerinin davalılar tarafından geri verilmediğini, ödeneceği belirtilerek müvekkilinin oyalandığını,
borçlu ...’ün bankanın keşide ettiği ihtarnameye verdiği cevapta anapara borcunu kabul edip faize itiraz ettiğini ileri sürerek 29.09.2000 tarihi itibarıyla 54.500 DM asıl alacak olmak üzere toplam 86.815,80 DM alacağın, asıl alacağa 25.10.2000 ihtarname tarihinden itibaren işleyecek %75 temerrüt faizi ile birlikte tahsil tarihindeki kur üzerinden TL karşılığının davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar vekili, dava konusu çeklerde müvekkili ...’ün adı ve imzası bulunmadığından bu davalıya husumet yöneltilemeyeceğini, karşılıksız çıkan çek bedelinin tahsili için aradan 3 yıl geçtikten sonra ciranta aleyhine dava açılamayacağını, davalılar ile davacı banka arasında iştira (çek satın alma) sözleşmesi bulunmadığını, yabancı çeklerin karşılığı muhabir bankadan gelmeden müşteriye ödeme yapılamayacağını, talep edilen faizin de fahiş olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece toplanan delillere göre, davacı banka müşterisi olan davalı ...’den iki adet yurt dışı çekini satın aldığını ve karşılığını ödediğini, çeklerin karşılıksız çıktığını belirterek ödediği miktarın iadesini istemişse de, çeklerde ...’ün cirosunun bulunmadığı, bu nedenle bu davalıya husumet yöneltilemeyeceği, çeklerdeki kaşe Güngör Kuyumculuğa ait olmasına rağmen Manavgat Ticaret Sicil Müdürlüğü cevabına göre şirketin ünvanının ...
Ltd.Şti olduğunun anlaşıldığı, davacı bankanın davalılara ödeme yaptığına dair kasa tediye fişi, mahsup fişi, eft talimatı, virman talimatı gibi belgeleri ibraz edemediği, sadece kendi muhasebe kayıtlarına dayandığı, davalı taraf cevap dilekçesinde açıkça kendilerine ödeme yapılmadığını belirtmemişse de yargılama sırasında ödeme yapılmadığını savunduğu, davacı tarafın ödemeyi ispatlayamadığı,
bir an için ödemenin yapıldığı kabul edilse dahi davacının çekin karşılığı olmaksızın yaptığı ödeme için hamile dava açamayacağı, ancak keşideciye başvurabileceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, kararın davacı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 16.04.2007 tarihli kararı ile mahkeme kararı davacı yararına bozulmuştur.
Davalı vekili karar düzeltme talebinde bulunmuştur. Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/13170, K. 2010/2334, 2 Mart 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama