KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/13315 E., 2011/8698 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Temmuz 2011
- Mahkemesi
- Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
570 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 22.07.2009 tarih ve 2008/184 - 2009/193 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin 1930'lu yıllardan beri otelcilik sektöründe faaliyet gösterdiğini, sektöründe tanınmış ve önde gelen firmalardan biri olduğunu, birçok ülkede tescil edilmiş ve tanınmış olan “WESTİN” markalarının tek hak sahibinin müvekkili olduğunu, ayrıca TPE nezdinde de tescil edilmiş ve bu ibareyi taşır markalarının olduğunu, müvekkilinin 18.12.2006 tarihinde “WESTİN” ibareli markayı 43. sınıfta, 24.01.2007 tarihinde ise aynı markayı 35, 39 ve 43. sınıflarda tescil ettirmek için davalı kuruma başvuruda bulunduğunu,
TPE Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından Baha Aslanoba adına başvurusu yapılmış olan “WESTİN” ibareli marka gerekçe gösterilerek müvekkilinin başvurularının 556 sayılı KHK'nin 7/1-b maddesi uyarınca reddedildiğini, bu karara itiraz ettiklerini, itirazlarında redde dayanak marka başvurusuna karşı da itiraz ettiklerini ve bu itirazın sonucu beklenerek ya da itirazlar birlikte değerlendirilerek karar verilmesini belirttiklerini, TPE YİDK tarafından itirazın kısmen kabulüne karar verildiğini, redde dayanak marka başvurusuna yaptıkları itirazın sonucu beklenmeden karar verilmesinin yersiz olduğunu ileri sürerek,
TPE YİDK'nun 2008-O-103355 ve 103342 sayılı kararlarının marka başvurularının reddi ile ilgili bölümlerinin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, iki ayrı YİDK kararının iptali için tek bir dava açılamayacağını, 556 sayılı KHK'nin 7/1-b maddesi uyarınca kurum kararının yerinde olduğunu, TPE YİDK'nun kararın verildiği tarihteki hukuki ve fiili duruma göre karar verdiğini, henüz tamamlanmamış ve ne zaman tamamlanacağı belli olmayan bir sürecin beklenmesine gerek olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, redde dayanak yapılan marka başvurusunun 04.06.2006 tarihinde, davacının davaya konu ilk başvurusunun 18.12.2006 tarihinde, ikinci başvurusunun ise 24.01.2007 tarihinde yapıldığı, davacının her iki başvurusunun da reddedilmesi üzerine davacının redde dayanak yapılan marka başvurusuna itiraz ettiği ve her iki itirazın birlikte değerlendirilmesi ya da bekletici mesele yapılması talebini de içerir şekilde bu kararlara itiraz ettiği, YİDK tarafından redde dayanak yapılan markaya itiraz sonucu beklenilmeden davacının itirazının görüşüldüğü ve kısmen kabulüne karar verildiği,
davalı idarenin, redde dayanak markaya itiraz edildiğini ve bu itirazın sonuca bağlanmasının davacının marka başvurularının akıbetini tayin edeceğini bildiği halde, bu itirazı önce değerlendirmediği veya davacının marka başvurusuna itirazı yönünden bekletici mesele yapmadığı, davacı başvurularını kısmen reddettikten sonra redde dayanak markaya davacının yaptığı itirazı değerlendirip söz konusu başvurunun tümden reddine karar verdiği, her ne kadar davanın açıldığı tarihteki koşullara göre görülmesi gerekir ise de, somut dava bakımından davalı idarenin öncelik sonralık sırasını dikkate alarak değerlendirme yapması mümkün iken bunu yapmadığı,
dava açıldıktan sonra bu eksikliğin giderildiği ve bu eksikliğin davalının hatalı yöntem uygulamasından kaynaklandığı, mevcut durum itibariyle davacının davaya konu marka başvurusu için 556 sayılı KHK'nin 7/1-b maddesi bağlamında tescil engeli kalmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, TPE YİDK'nun 01.04.2008 tarih 2008-M-2270 ve 2274 sayılı kararlarının davacının itirazlarının kısmen reddine ilişkin kısımlarının iptaline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/13315, K. 2011/8698, 12 Temmuz 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama