KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/13403 E., 2011/15323 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Kasım 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
749 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Sultanbeyli 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 22/05/2009 tarih ve 2004/183-2009/419 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 15/11/2011 gününde davacı avukatı .... ile davalı avukatı ... gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı tarafın verdiği yazılı olmayan bir teklifin kabulüne dayanarak davalı şirket aracılığı ile bir süreden beri yurt dışına emtia ihraç ettiğini,28.02.2001 tarihinde teslim ettiği malın kural olarak yedi günlük sürede Almanya’daki alıcıya ulaşması gerekirken davalının müvekkilde bulunan dönem borçlarının faizleri ile birlikte kapatılması şartıyla teslim edileceğinin müvekkile bildirildiğini ve müvekkilin malın teslimini sağlamak ve alıcı firma ile ticari ilişkilerini bozmamak için davalının fahiş taleplerini kabul ettiğini,
55.638 DM tutarında 10 adet çek keşide edip,davalıya verdiğini,o zaman itibariyle müvekkilinin borcunun 18.000.000.000 TL olduğunu oysa,çek bedellerinin 30.000.000.000 TL’yi aştığını,bu arada yaşanan ekonomik kriz dikkate alındığında müvekkilin müzayakaya düşürüldüğü ve davalının haksız kazanç elde ettiğini,bu çekler verildikten sonra malın alıcıya teslim edildiğini,söz konusu çeklerin müvekkilin serbest iradesi ile değil,ikrah altında verildiğini ileri sürerek,dava konusu çeklerden müvekkilinin borçlu bulunmadığının tesbiti ile % 40’tan aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatının davalıdan tahsilini talep etmiş,07.12.2001 tarihli dilekçe
ile davasını istirdada dönüştürerek,(37.878.616.464)TL’nin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının 01.11.2000 tarihinden beri tahakkuk eden borçlarını ödemediğini,23.03.2001 tarihinde müvekkilin muaccel olan borcuna karşılık karşılıklı mutabakat sonucu söz konusu çeklerin müvekkile verildiğini,müvekkilin toplam ödenmeyen alacağının 24.929.973.804 TL olduğunu,davacının ikrah iddiasının yersiz olduğunu, mütemerrit olan davacıya karşı hapis hakkını kullandıklarını ve BK’nun 81 nci maddesi uyarınca edimini ifa etmeyen tarafın diğer tarafın edimini talep edemeyeceğini, savunarak,davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davacı tarafın çekleri davalı tarafa ikrah altında vermiş olduğunun kabul edilemeyeceği, bu nedenle söz konusu çeklerle doğan hukuki ilişkiyi iptal beyanını kullanarak ortadan kaldırmasının mümkün bulunmadığı, davacı tarafın davalıya borçlu olduğu ve şartları varsa sebepsiz zenginleşme kuralları çerçevesinde dava açabileceği gerekçesiyle,davanın reddine dair verilen karar taraf vekilleri tarafından temyizi üzerine Dairemizin 18.12.2003 tarihli kararı ile bozulmuştur.
Mahkemece bozma kararına uyularak ve bilirkişi raporu alınarak davacı tarafından dava konusu çeklerden dolayı toplam 37.872.616.464 TL ödeme yapıldığı, bilirkişi raporuna göre davacı tarafın davalı taşıyıcı şirkete borçlu olduğu miktarın 14.845,40 TL ile 6.000 DEM tutarlı çekten dolayı 785,52 TL olmak üzere toplam 15.630,92 TL olduğu, davacı tarafından 37.872.616.464 TL indirildiğinde istirdadı gereken miktarın 22.241,69 TL olduğu, ödemelerin takipten sonra hatta dava açıldıktan sonra yapıldığı,
davalının bu miktarlar yönünden icra takibine girişmekte haksız ve kötü niyetli kabul edilemeyeceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 22.241,69 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile davalıdan tahsiline, her iki tarafın tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava,taşıma sözleşmesinden kaynaklanan borcun ifası zımnında verilen çeklerden dolayı borçlu bulunulmadığının tesbiti ve çeklerin iptali istemine ilişkin olup, davacı 07.12.2001 tarihli dilekçe ile davasını istirdada dönüştürerek 37.878.616.464 TL’nin davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Mahkemece davanın reddine dair kararı Dairemizin 18.12.2003 tarihli kararı ile davacının davalı tarafa bu sözleşme nedeniyle olan gerçek borcunun (asıl para ve temerrüt faizleri dikkate alınarak) tesbit edilmesi ve çeklerin veriliş tarihi itibariyle davacıdan alınan çeklerin gerçek borcu aştığının belirlenmesi halinde bu miktardan davacı tarafın borçlu bulunmadığının tebiti, ayrıca davacının 07.12.2001 tarihli dilekçe ile davasını istirdada dönüştürdüğü ve usul ekonomisi dikkate alınarak fazla bir ödemesi varsa istirdadına karar verilmesi gerektiği belirtilerek bozulmuştur.
Bu durumda uyuşmazlık esas itibariyle, davalının ne kadar taşıma bedeli ve varsa temerrüt faizine hak kazandığı noktasında toplanmakta olup, bu niteliği itibariyle özel bilgi gerektirmektedir. Mahkemece de bu şekilde kabul edilerek 3 kez asıl ve ek bilirkişi raporları alınmıştır. Ancak, alınan ilk iki rapor yeterli görülmeyerek 3. Kez bilirkişi raporu alınmış buna rağmen bundan dönülerek 2. rapor olan 31.08.2006 tarihli rapora itibar edilerek karar verilmiştir.
Bu itibarla mahkemece ilk iki rapora itibar edilmeyerek 3. rapor alındığı halde 2. rapora göre karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/13403, K. 2011/15323, 17 Kasım 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama