KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/13995 E., 2011/6912 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Haziran 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
708 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Şanlıurfa 1.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 18.03.2009 tarih ve 2006/219 - 2009/102 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ile davalı ... ve ... vekili ve asli müdahil tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin taşımasını üstlendiği benzin emtiasının yüklendiği araca davalıların sürücü ve maliki olduğu aracın çarpması sonucu emtianın tamamen zayi olduğunu, davalı sigorta şirketinin ise müvekkilinin taşımasını üstlendiği emtianın taşıma sorumluluk sigortacısı olduğunu ileri sürerek, 11.774,65 TL’nın temerrüt faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı sigorta vekili, müvekkilinin taşıma sorumluluk sigortacısı olup, sigortalı malın yüklendiği araç sürücüsünün meydana gelen kazada kusurunun bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalılar, davaya cevap vermiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, kaza nedeniyle davalı sürücünün tam kusurlu olduğu, 2 ton benzin emtiasının zayi olması nedeniyle davalıların bu zarardan sorumlu oldukları gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 1.535,16 TL’nın temerrüt faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ile davalı ... ve sigorta şirketi vekili ile asli müdahil vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekili ile davalılardan ...’in tüm, davalı sigorta şirketi vekili ile asli müdahil vekilinin ise diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, davacının taşımasını üstlendiği benzin emtiasının davalı ...’in kullandığı araç ile çarpışması sonucu zayi olduğu iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Davalı sigorta şirketi, üst taşıyıcı konumunda bulunan asli müdahale talebinde bulunan Çakar Nakliyat Ltd.Şti.’nin üstlendiği taşımada “Yurtiçi Taşıyıcı Mali Sorumluluk Sigorta” poliçesini düzenlemiştir. Bir tür sorumluluk sigortası olan taşıma sorumluluk sigortalarında taşıyıcının hukuki sorumluluğu sigortacı tarafından üstlenildiğinden, riziko ve hasar gerçekleşmesi halinde zarar görenin sigortacıya başvurabilmesi için taşıyıcının sorumluluğunu gerektiren bir rizikonun gerçekleşmiş bulunması zorunludur.
Somut olayda, dava dışı şirkete ait benzin emtiası alt taşıyıcı (fiili) konumunda bulunan davacı tarafından taşınması sırasında zayi olmuştur. Davacı Kaplanlar Nakliyat Ltd.Şti. ile davalı sigorta şirketi arasında taşımadan kaynaklanan bu hasara ilişkin her hangi bir sigorta sözleşmesi yapılmış değildir. Bu nedenle, davacı şirketin hasar bedelini aralarında sigorta ilişkisi bulunmayan davalı sigorta şirketinden istemesi doğru değildir.
Bu itibarla, mahkemece davacı Kaplanlar Nakliyat Ltd.Şti.’nin davalı sigorta şirketi hakkında açtığı davanın husumet yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
3-Ayrıca, mahkemece yargılama devam ederken, Çakar Nakliyat Ltd.Şti. vekili üst taşıyıcı olarak hasar bedelinin tahsili için harçlandırılmış müdahale dilekçesi ile asli müdahil olarak davaya katılmak istemiş, mahkemece bu talep yönünden olumlu veya olumsuz bir karar verilmeden yargılamaya devam edilmiştir.
Asli müdahale, HUMK'nda açık ve genel bir hükümle düzenlenmemiş olmakla birlikte, doktrinde ve Yüksek Yargıtay kararlarında kabul edilmektedir (Bkz.Kuru B.,HMU, III.c.,2525-2530 s.,İstanbul,1982). Bu davada ise üst taşıyıcı konumunda bulunan müdahil davacı hasar bedelini emtia sahibine ödediğine ilişkin faturaya dayanarak davaya müdahil olmak istemiştir.
Her ne kadar asli müdahale davasının ayrı bir dava olarak açılması gerekli ise de, asli müdahil davacının, harçlandırılmış olarak ve asıl davanın bütün taraflarını belirterek mahkemeye dilekçe ile başvurmuş bulunmasına göre, bağlantı nedeniyle davanın bu şekilde birlikte görülmesi mümkün olacaktır.
Ancak, esas itibariyle asli müdahale davası, asıl davadan ayrı bir dava olduğundan, bu dava için de ayrıca taraf teşkilinin usulüne uygun olarak sağlanması ve ayrı bir dava gibi hüküm kurulması gerekmektedir.
Somut olayda, mahkemece, hükmedilen tazminatın davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine denilmek suretiyle, yukarıda yapılan açıklama doğrultusunda asli müdahil davacı hakkında bir karar verilmemesi ve ayrıca verilen kararın asli müdahil ve sigorta şirketi yönünden infazda tereddüt yaratacak şekilde tesis edilmesi de doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/13995, K. 2011/6912, 7 Haziran 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama