KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/14007 E., 2010/2532 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Mart 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
276 kelime·1 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Afyonkarahisar 1.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 03.06.2008 tarih ve 2008/108 - 2008/145 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, tarafların önceden evli olduklarını, boşanmaları sonucu mal paylaşımı nedeniyle davalının bono düzenleyip müvekkiline verdiğini, ancak ödeme yapmadığını ileri sürerek, 15.000.00 YTL’nın faiziyle tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, istemin zamanaşımına uğradığını, senetteki imzanın kendisine ait bulunup bulunmadığının belli olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, tarafların evli oldukları, sonra boşandıkları, boşanma kararının 10.07.2003 tarihinde kesinleştiği, davacı vekilinin kambiyo ilişkisinden kaynaklanan alacağa dayandıklarını açıkladığı, davalının zamanaşımı def’inde bulunduğu, bononun vadesinin 25.05.2002 olduğu, TTK'nun 691/1. maddesindeki üç yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle davanın zamanaşımı yönünden reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, senede dayalı alacağın tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, uyuşmazlığa konu senette düzenleme tarihi bulunmamaktadır. O halde, TTK'nun 688. maddesi uyarınca düzenleme tarihini içermeyen bu senedin bono veya emre muharrer senet olarak kabul edilmesi doğru değildir. Bu durum karşısında, senedin bono vasfını taşımadığı adi senet olduğu dikkate alınıp, zamanaşımı dahil tüm iddia ve savunmanın buna göre değerlendirilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/14007, K. 2010/2532, 8 Mart 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama