KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/14065 E., 2010/5784 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Mayıs 2010
- Mahkemesi
- Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
482 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 15.09.2009 tarih ve 2009/76-2009/210 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının müvekkilinin bayisi olmadığı halde, işyerinde müvekkilinin tescilli markasını taşıyan tüpleri boş veya dolu şekilde bulundurduğunu ileri sürerek, davalının eyleminin haksız olduğunun tespitini ve önlenmesini, markaya tecavüzün tespitini ve durdurulmasını, 3.000.000.000 TL manevi tazminat ile şimdilik 100.000.000 TL maddi tazminatın, ıslah dilekçesi ile 507,21 YTL daha maddi tazminatın faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, dava konusu tüplerin Hava Lojistik Komutanlığı Lojmanlarının LPG ihalesinin müvekkili şirkete verilmiş olması nedeni ile bulundurulduğunu, tüplerin işyerinde boş olarak muhafaza edildiğini, dolum yapılmadığını, sorumluluk doğmadığını, müvekkili hakkında takipsizlik kararı verildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, Dairemiz bozma ilamına uyularak toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalının davacının markasını taklit etmediği, pazarlamadığı, bu tüpleri ticari alana çıkartmadığı, 556 sayılı KHK’nın 61. maddesinde belirtilen marka ihlalini yapmadığı, ancak davacı şirkete ait çok sayıda “MOGAZ” markalı boş tüpü hiçbir kişisel ihtiyacı olmadığı halde işyerinde depoladığı,
ticari sirkülasyona girmesine engel olduğu ve bu tüplerin periyodik dolumlarından elde edilecek muhtemel kârdan davacıyı mahrum ettiği, bu eylemin TTK’nın 56 ve 57/5 maddeleri anlamında hüsnüniyet kurallarına uygun olmadığı ve haksız rekabet oluşturduğu gerekçesiyle, marka hakkına tecavüzün meni ile ilgili talebin reddine, haksız rekabetin tespit ve men'ine, maddi sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, hükmün ilanına, maddi ve manevi tazminat talebinin kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ve davalı vekili temyiz etmiştir.
1) Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2) Dava haksız rekabetin tespiti ve maddi, manevi tazminat talebine ilişkindir. Davanın dava konusu talepler yönünden kabul edilmesine rağmen davalı yararına ücreti vekalet ve yargılama giderlerine hükmedilmesi doğru görülmemiş, kararın bu yönden bozulması gerekmiş ise de, anılan yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün HUMK'nun 438/7. maddesi uyarınca bu yönden davacı yararına düzeltilerek onanması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/14065, K. 2010/5784, 24 Mayıs 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama