KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/14244 E., 2011/15640 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Kasım 2011
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
557 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Mersin 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 19/06/2009 tarih ve 2008/412-2009/228 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili ile davalı ... vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 22/11/2011 gününde davalı avukatı ... geldi, davacı ve diğer davalı ... duruşmaya gelmediğinden, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı.
Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirket kurucu ortaklarından iken 01.03.2006 tarihinde hissesini dava dışı ... ve ...'a devrederek ortaklıktan ayrıldığını, daha sonra şirketin muhasebecesi olan diğer davalının şirket hesaplarında oynamalar yaparak kendi hesabına büyük miktarda para aktardağını ve bu işten davalı şirket ortaklarının da haberdar olduklarını öğrendiklerini, böylece müvekkilinin davalı şirket ortaklığından daha az kar payı gösterilmek suretiyle ayrıldığını ve zarara uğradığını ileri sürerek, şimdilik (30.000) TL'nin temerrüt faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, davacının 02.12.2005 - 01.03.2006 tarihliri arasında şirketi temsile yetkili bulunduğu, dolayısıyla davalı şirketin mali durumundan habersiz olduğunun kabul edilemeyeceği, ayrıca pay devrinden şirketin haksız kazanç elde etmesinin mümkün olmadığı, böyle bir davanın ancak payı satın alan kişilere karşı açılmasının gerektiği, kaldı ki davacının sözleşmenin iptalini istemeden bu davayı açamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ile davalı .... vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davacının da hissesini devrettiği dönemde davalı şirketin müşterek yetkili temsilcilerinden birisi olup, davalı şirketin yöneticileri arasında bir işbölümü yapıldığının da iddia ve ispat edilememiş bulunmasına, bu durumda davacının da şirketin mevcut durumundan haberdar olması gerekip, kimsenin kendi kusurundan yararlanamayacak bulunmasına göre, davacı vekilinin tüm ve davalı Meter Uluslararası Taşımacılık Ltd. Şti. vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Ancak, mahkemece davanın reddine karar verildiği halde, davalı Meter Uluslararası Taşımacılık San.Tic.Ltd.Şti. yararına maktu vekalet ücretine hükmedilmiştir. Oysa yukarıdaki özet kısmından da anlaşılacağı üzere işbu davada mahkemece verilen karar, davanın esastan reddi niteliğinde olup, ön şart yokluğundan kaynaklanan bir ret kararı değildir.
Bu durumda mahkemece dava değeri üzerinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca, mümeyyiz davalı şirket yararına nispi vekalet ücretinin davacıdan tahsiline karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde maktu ücret takdir edilmiş olması doğru değilse de, yapılan bu yanlışlığın giderilmesi, yargılamanın yeniden icrasını gerektirmediğinden, HUMK’nun 438/7. maddesi uyarınca, davalı Meter Uluslararası Taşımacılık Ltd.
Şti. vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın düzeltilerek onanması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/14244, K. 2011/15640, 22 Kasım 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama