KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/14248 E., 2011/16454 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Aralık 2011
- Mahkemesi
- Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
786 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Kartal Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 15/06/2009 tarih ve 2008/9-2009/28 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 29/11/2011 gününde davalı avukatı ... geldi, davetiye tebliğine rağmen davacı avukatı duruşmaya gelmediğinden, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı.
Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin "EDUCAD" isimli bir kurs otomasyon programı geliştirdiğini, söz konusu bilgisayar yazılımının bir eğitim kurumunun veri depolama gibi temel ihtiyaçlarını sistematik bir hale getirdiğini, davalının müvekkilinden izinsiz şekilde bu programı kendi işyerlerinde kullandığı gibi Kültür Bakanlığı nezdinde 02.10.2007 tarihinde adına tescil ettirdiğini ileri sürerek, anılan eserin sahibinin müvekkili olduğunun tespitini, tescilinin iptalini ve tecavüzünün önlenmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, dava konusu bilgisayar yazılımının tüm haklarının müvekkiline ait olduğunu, davacının sadece belli bir tarihe kadar taraflar arasındaki eser sözleşmesi uyarınca müvekkili adına bu programın yazılımını gerçekleştirdiğini ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, dava konusu bilgisayar programının FSEK uyarınca eser olduğu, eserin davacı şirketçe oluşturulduğu davalının eserin oluşturulması için davacı şirketten talepte bulunmasının, davalıya eser üzerinde bir hak vermeyeceği, taraflar arasında eserden kaynaklanan hakların devri konusunda bir sözleşme imzalanmadığı, davalı şirketçe yapılan tescilin haksız olduğu, Fikir ve Sanat Eserlerinin Kayıt ve Tescili Hakkındaki Yönetmeliğin 13. maddesi uyarınca silinmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne, davalının yaptırdığı tescil işleminin iptaline, eser sahibinin davacı olduğunun tespitine, davalının tecavüzünün önlenmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve her ne kadar taraflar arasında dava konusu bilgisayar programının yazılımı ve geliştirilmesi için görüşmeler ve davalı şirketçe de bu kapsamda davacıya kısmi ödemeler yapılmış ve davacı tarafından hazırlanan bilgisayar programının kaynak kodları davalı şirkete teslim edilmişse de, bu çalışmaların sonuçlanmadan yarıda kalmış olmasına, davalı şirketçe de bu arada davacı çalışanı ...’nun işe alınıp programın daha da geliştirilmiş bulunmasına,
mahkemece bu konuda görüşüne başvurulan bilirkişi raporunda da tarafların bilgisayarları üzerinde yapılan inceleme sonucunda programın davacı şirkete ait olduğunun ve bu büyüklükteki bir projenin en az (40.000)- (50.000) TL.’na yazılabileceğinin ve 6 ayda bitirilemeyeceğinin belirlenmiş bulunmasına,
bu durum karşısında mahkemece davalının anılan programı kullanmasının usulsüz olduğuna ve işyerindeki tüm bilgi ve materyallerin toplatılması suretiyle tecavüzünün önlenmesine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Ancak dava, eser sahipliğinin tespiti, davalının Kültür Bakanlığı nezdinde yaptırdığı tescil işleminin iptali ve tecavüzünün önlenmesi istemlerine ilişkindir.
Dava konusu eserin meydana getirildiği tarihte yürürlükte bulunan 4630 Sayılı Kanun ile değişik 5846 Sayılı FSEK 8. maddesi uyarınca, bir eserin sahibi, onu meydana getirendir. Yine 4630 Sayılı Kanun ile değişik FSEK 18. maddesi uyarınca, mali hakları kullanma yetkisi münhasıran eser sahibine aittir. Aralarındaki özel sözleşmeden veya işin mahiyetinden aksi anlaşılmadıkça; memur, hizmetli ve işçilerin işlerini görürken meydana getirdikleri eserler üzerindeki haklar bunları çalıştıran veya tayin edenlerce kullanılır. Tüzel kişilerin uzuvları hakkında da bu kural uygulanır.
Açıklanan bu yasal düzenleme uyarınca tüzel kişiler eser sahibi değil, ancak 5846 Sayılı FSEK. 52. maddesi uyarınca, yazılı bir devir sözleşmesi aranmaksızın, eser üzerindeki mali hakların sahibi olabilirler. Dolayısıyla somut uyuşmazlık yönünden de dava konusu bilgisayar programının eser sahibi, onu meydana getiren gerçek kişidir. Davacı vekilince sunulan dava dilekçesinde her ne kadar eser sahipliğinin tespiti istenmişse de, çoğun içinde az da vardır ilkesi gereğince, davanın eser üzerindeki mali hak sahipliğinin tespiti olarak nitelendirilmesi gerekir.
O halde mahkemece, davanın yukarıda açıklanan şekilde incelenip değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken, davacı şirketin eser sahibi olduğunun tespitine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
3- Yine bir eser, eser sahibi tarafından yaratılmasıyla kendiliğinden doğar ve bir tescil işlemine gerek yoktur. Dava konusu olayda da idari makamlarca yapılan tescil işlemi, idari bir işlem niteliğinde olup, yapılan tescil işleminin iptali de, ancak bir idari yargı davasının konusunu oluşturabilir.
Bu durum karşısında mahkemece dava konusu eser işletme belgesinin Kültür Bakanlığı’nca tescili işleminin iptali istemi yönünden, uyuşmazlığın idari yargının görev alanı içinde olacağından, dava dilekçesinin yargı yolu bakımından reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması dahi doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/14248, K. 2011/16454, 6 Aralık 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama