KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/146 E., 2010/8997 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Eylül 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
459 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Konya 4. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 13.11.2007 tarih ve 2007/42 - 2007/451 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak taraf vekilleri tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 13.11.2007 gününde davacı avukatı ...ile davalı avukatı ... gelidiler, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, Dortmund Asliye Hukuk Mahkemesinin 20.03.2006 tarih ve 7 O 350/05 sayılı gıyap kararı ile masraf tespitine ilişkin kararının tenfizine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, Dortmund Asliye Hukuk Mahkemesi kararının kamu düzenine aykırı olarak verildiğini ve kararın henüz müvekkiline tebliğ edilmediğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dosya kapsamına göre, Dortmund Asliye Hukuk Mahkemesinin 7 O 350/05 Sayılı dosyasının 20.03.2006 tarihinde yazılı ön yargılama usulü ile sonuçlandığı, yine 19.04.2006 tarih ve aynı sayı ile Masraf Tespit Kararı verildiği, kararın 23.03.2006 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği, 22.03.2006 tarihinde postaya verilmek suretiyle davalı tarafa tebliğe çıkartıldığı ve 08.06.2006 tarihinde kesinleştiğinin şerh edildiği, masraf tespit kararının ise 12.05.2006 tarihinde davalıya tebliğe çıkartıldığı hususlarının tenfizi istenen kararlardan ve tebliğ belgelerinden anlaşıldığı,
Lahey Sözleşmesine göre Tebligat Usulü gereğince bu sözleşmeye taraf olan ülkeler arası yapılacak tebligatların hangi makam tarafından yerine getirileceği (Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü) ve tebligatın hangi usül ile yerine getirileceği (Örnek 184 Form) belirlenmiş olup; yabancı mahkemece dava dilekçesinin belirtilen usuller ile davalı tarafa tebliğ edildiğinin bildirilmesine rağmen tenfizi istenen kararın ve masraf tespit kararının sözleşme aksine Alman Hukukuna göre yapıldığı, Alman Hukukuna göre tebliği yapılan tenfize konu kararların, gerek anılan Lahey Sözleşmesi,
gerek MÖHUK'nu ve gerekse de 1086 Sayılı HUMK'nu gereğince davalı adına usulüne uygun olarak tebliğ edilmediği, dolayısı ile ortada kesinleşmiş bir karardan söz edilemeyeceği, Alman makamlarınca kararların postaya verilme tarihinin tebliğ tarihi sayılacağı hükmünün anılan sözleşme ve MÖHUK.nu gereğince kabulünün de mümkün olmadığı zira bu durum karşısında MÖHUK'nun 34. maddesi gereğince ortada kesinleşmiş bir karar bulunmadığı, davalı vekilinin esasa yönelik diğer itirazları tenfizi istenen ilgili karar kesinleşmediğinden bu aşamada incelenmesine gerek görülmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekillerii temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, taraf vekillerinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/146, K. 2010/8997, 21 Eylül 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama