KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/14644 E., 2010/3501 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 30 Mart 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
355 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Sakarya 1.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 22.01.2008 gün ve 2007/129-2008/7 sayılı kararı bozan Daire’nin 14.09.2009 gün ve 2008/4973-2009/9364 sayılı kararı aleyhinde davalı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalının ortağı olduğunu, 10.03.2007 tarihli genel kurulun usulüne uygun çağrı yapılmadan gerçekleştirildiğini, haricen toplantıyı öğrenen müvekkilinin genel kurula katılarak durumu tutanağa geçirttiğini, yasa ve ana sözleşmedeki emredici kurallara aykırı davranıldığını, 8 nci maddesinde ise şirketin taşınır, taşınmazlarının satışı, kiralanması ve irtifa haklarının devri ile bunlar için gerekli yasal düzenlemelerin yapılması hususunda yönetime yetki verildiğini, bu durumun MK'nun 2 nci maddesiyle de bağdaşmadığını ileri sürerek, alınan tüm kararların yoklukla malul olduğunun tespitine karar verilmesini istemiş, daha sonra davasını tamamen ıslah ederek alınan kararların iptalini talep ettiğini açıklamıştır.
Davalı vekili, çağrıda usulsüzlüğün tek başına iptal nedeni olamayacağını, kaldı ki usulüne uygun çağrı yapıldığını, belgelerin bulunamadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, genel kurulda alınan kararların tamamının iptaline ilişkin ıslah isteminin üç ay içinde yapılmadığı, çağrıda usulsüzlüğün tek başına iptal nedeni sayılmayacağı, ancak toplantıya katılmayan ortağa muhalefetsiz dava açma hakkı vereceği, davacının usulsüzlüğe rağmen toplantıya katıldığı, ana sözleşmede şirket yönetiminin şirket mallarında tasarruf etmek ve şirketin amacı ile ilgili her türlü işlemleri yapmak yetkisinin olduğu, 8 nci maddede alınan kararda usulsüzlük bulunmadığı, iddianın kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş,kararın davacı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 14.09.2009 tarihli kararı ile mahkeme kararı davacı yararına bozulmuştur.
Davalı vekili, karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/14644, K. 2010/3501, 30 Mart 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama