KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/14654 E., 2011/7519 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Haziran 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
487 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Konya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 08/10/2009 tarih ve Konya 3. Asliye Hukuk sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, Hamburg-Altona Sulh Hukuk Mahkemesi'nce 21.06.2007 tarihinde davalının 3.451,22 EURO'yu ve mahkeme masraflarına ilişkin 929,61 EURO'yu faiziyle birlikte ödemesine karar verildiğini, kararın taraflara tebliğ edilerek 12.09.2007 tarihinde kesinleştiğini ileri sürerek, anılan kararın MÖHUK hükümleri uyarınca tenfizine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davaya konu edilen yabancı mahkeme kararı ve masraf tespit kararının davalıya usulüne uygun olarak tebliğ edilmediğini, yabancı mahkeme kararının gerekçeden yoksun olması nedeniyle Türk kamu düzenine aykırı olduğunu, ayrıca maddi hukuk bakımından da kararın kamu düzenine aykırı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacının davalı şirketin ortağı olduğu, yabancı mahkeme kararına konu olan hususun Türk Mahkemeleri'nde de çekişme konusu olduğu, açılan davaların TTK 405/2 maddesinde "Pay sahipleri sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemezler, tasfiye payına müteallik hakları mahfuzdur" şeklinde yasal düzenleme karşısında reddedildiği, dava ve tenfize konu edilen söz konusu yabancı mahkeme kararının Türk Mahkemeleri tarafından verilen kararlarla açıkça çeliştiğinden kamu düzenine aykırı olduğu, ayrıca Lahey Sözleşmesi'ne uygun tebligatın olmaması nedeniyle ortada kesinleşmiş bir karar olduğundan da söz edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Davalı vekilinin temyiz istemi bakımından; Davacı vekilinin temyiz dilekçesi, davalı vekiline 20.11.2009 günü tebliğ edilmiş olup, hüküm aynı vekil tarafından HUMK'nun 433. maddesinde öngörülen 10 günlük yasal temyiz süresi geçirildikten sonra, 09.12.2009 günü katılma yolu ile temyiz edilmiştir.
01.03.1990 gün ve 1989/3 esas, 1990/4 sayılı Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kararında, bu gibi hallerde Yargıtay tarafından da bir karar verilebileceği öngörüldüğünden, davalı vekilinin temyiz isteminin HUMK'nun 432/4. maddesi uyarınca reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, bir yabancı mahkeme kararının tenfiz edilebilmesi için kararın Lahey Sözleşmesi hükümleri uyarınca kesinleşmesinin gerekmesine,
dava konusu olayda ise tenfizi gereken kararın Lahey Sözleşmesi uyarınca yetkili makamlar aracılığıyla tebliğ edilmeyip, posta yoluyla tebliğ edilmesi nedeniyle kesinleşmediğinden mahkemece sırf bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerekirken ayrıca yerinde bulunmayan diğer gerekçelerin de davanın reddine gerekçe yapılması doğru değil ise de yukarıda da belirtildiği üzere usulünce kesinleştirilmiş bir karar bulunmadığından yerinde olan bu gerekçeye göre davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/14654, K. 2011/7519, 21 Haziran 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama