KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/14802 E., 2011/16619 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Aralık 2011
- Mahkemesi
- Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
623 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 19/03/2009 tarih ve 2008/33-2009/69 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davalılar vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 06/12/2011 gününde davacı avukatı.....geldi, davetiye tebliğine rağmen davalılar avukatı duruşmaya gelmediğinden, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; davalı şirketin “PANCARE” ibaresinin marka olarak tescili için başvuruda bulunduğunu, 30. sınıfa giren bir kısım emtiaları kapsayan ve 2006/26786 kod numarasını alan başvuruya yapmış oldukları itirazların TPE Markalar Dairesi Başkanlığı ve TPE YİDK tarafından markalar arasında benzerlik ve karıştırılma ihtimali bulunmadığından bahisle reddedildiğini, oysa müvekkili adına 30. sınıfa giren bir kısım emtiaları için tescilli 16.10.1986 tarih ve 93951 sayılı “ÜLKER CANPARE” ve 11.08.1998 tarih ve 98 011003 sayılı “CANPARE” ibareli markalar ile davalı başvurusunun açıkça iltibas yaratacak şekilde benzer olduğunu,
belirterek TPE YİDK'nun 2007-M-7425 sayılı kararının iptaline, 2006/26786 kod nolu başvurunun tescili halinde hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı TPE vekili , taraf markalarının görüntü ve fonetik olarak birbirlerinden farklı markalar olduğunu, bıraktıkları genel izlenimin de tüketiciler nezdinde karıştırılma ihtimalini ortadan kaldıracak düzeyde olduğunu, markaların tertip tarzının ve zihinde bıraktıkları intibaın farklı olduğunu, iltibas tehlikesi bulunmadığını, Enstitü tarafından yapılan işlemlerin, alınan kararların usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Davalı şirket vekili , müvekkili şirketin kendi iştigal konusunu vurgulayan bir marka için başvuruda bulunmuş olmasının, davacı şirketin tanınmışlığından yararlanmak amacına yönelik olamayacağını, aralarında benzerlik bulunduğu iddia edilen “canpare” kelimesinin “can” ve “pare” kelimeleri kullanılarak oluşturulmuş bir bileşik sözcük olduğunu, “pancare” kelimesinin ise “pancar” kelimesinden oluşturulduğunu, taraf markalarının kullanımı açısından dizayn ve ambalaj benzerliğinden de söz edilemeyeceğini, müvekkilin dava konusu markayı henüz kullanmadığı gibi var olan biçimi ile de davacı markasına benzemediğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece iddia,savunma,dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre,davacıya ait 98/011003 sayılı "CANPARE" ibareli markanın 30/12 ve 14. Sınıf ve gruplarda yer alan malları içerdiği, bu nedenle davalı başvurusunun kapsamındaki mallar ile aynı veya aynı tür oldukları davacının 93951 sayılı markası da 30/14 sınıf ve alt gruba dahil mallar için tescilli olup anılan mallar itibariyle örtüşme bulunduğu,
karşılaştırma konusu "PANCARE" ve "CANPARE" ibarelerinin her ikiside 7 harfli kelimeler olmakla beraber, "P" ve "C" harflerinin yerlerinin kelimelere anlamsal farklılık kattığından başvuru ile davacı markalarının aynı veya ayırt edilemeyecek derecede benzer olarak kabulüne imkan olmadığı, bununla birlikte, her iki kelimenin yedi harfli olması yanında "P" ve "C" harflerinin yerlerinin değişmesine rağmen diğer harflerin yerleri de dahil tamamen aynı kaldığı,
bu durumun gerek görünüm, gerekse işitsel olarak taraf işaretlerini büyük oranda benzer kıldığı ,diğer taraftan başvuru kapsamındaki gıda maddelerinin alıcıları günübirlik alışveriş yapan yaşlı, çocuk, ev hanımı gibi, her cins, yaş ve eğitim düzeyinde tüketicilerden oluştuğu,bu malları kısa sürede tercih edilip sıkça satın alındığını, dolayısıyla görsel, işitsel olarak akılda kalan kaba izlenimle hareket edecek olan ortalama tüketicinin davacı malları yanılgısı ile davalı mallarını alması ihtimalinin mevcut olduğu,
davalı başvurusu yönünden, davacı markalarının KHK'nın 8/1-b hükmü anlamında benzer oldukları, bu nedenle tescil engelinin bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar davalılar vekillerince temyiz edilmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalılar vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/14802, K. 2011/16619, 8 Aralık 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama