KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/14814 E., 2011/16459 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Aralık 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
894 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Yozgat 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 03/02/2009 tarih ve 2008/196-2009/121 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 06/12/2011 gününde davacı avukatı ... geldi, davalı avukatı duruşmaya gelmedi, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalıların hileli ve aldatıcı davranışlarıyla hayali vaatlerde bulunarak yurt dışında yaşayan binlerce vatandaşın iradesini sakatlayıp hataya düşürüp dolandırdıklarını, davalıların yöneticileri hakkında yurt içi ve yurtdışında gerçekleştirmiş oldukları faaliyetlerin izinsiz ve yasa dışı para toplamak, SPK.’na muhalefet ve nitelikli dolandırıcılık suçları kapsamında davalar açıldığını ve mahkum olduklarını, cezalarının infazına başlandığını, müvekkillerinden bir yıl sonra geri almak koşulu ile (80.000) DM.’ın şirket yetkilisi Şükrü İbiş tarafından alındığını,
bir yıl sonra müvekkiline bu kişilerce (10.000) DM fazlası ile (90.000) DM teslim edildiğini, bakiye (1000-1500) DM.’lık kısmının bu kişilerin ricaları ile Deniz Feneri adlı yardım kuruluşuna bırakıldığını, 1998 ile 2004 yılları arasında müvekkil tarafından bu şirkete sürekli paralar yatırıldığını, müvekkilin Yimpaş A.Ş.’ne yatırdığı paraların diğer şirketlere aktarıldığını, müvekkilinin yatırdığı para miktarının (90.015) DM ve (28.500) Euro, toplam (77.080,40) Euro olduğunu ileri sürerek, anılan alacaklarının temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesinin talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davacının davalı şirkette hissesinin bulunduğu, TTK.'nun 405/2. maddesi uyarınca sermaye şirketlerinde sermaye olarak şirkete verilenin geri istenemeyeceği, Türk Ticaret Kanunu’nun anonim şirketler ve pay sahiplerine ilişkin hükümleri karşısında, davacının talebi yerinde olmadığı,
her ne kadar dava dilekçesinde ... davalı olarak gösterilmişse de, davanın niteliği itibarıyla bir sermaye şirketi olan anonim şirket yönetim kurulu başkanının şahsi sorumluluğunu gerektirir bir durumun mevcut olmadığı gibi ortaklık sözleşmesinin kurulması sırasında adı geçen davalının sözleşmeye etki eden, taraf iradelerini fesada uğratan her hangi bir eyleminden de söz edilmediği gerekçesiyle, davalı şirketler hakkında açılan davanın reddine, davalı ... hakkındaki davanın husumet yönünden reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava, geçerli şekilde ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemlerine ilişkindir. Mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmişse de hüküm yeterli araştırma ve incelemeye dayanmamaktadır. Gerçekten de TTK.'nun 329 ve 405. maddeleri uyarınca anonim şirket ortakları kural olarak şirkete yatırdıkları sermayeyi geri isteyemezler. Ayrıca yetkili kurulların bir kararı olmadıkça da anonim şirketler, pay senetlerini nominal bedellerinin üzerinde halka arz edemezler.
Somut olayda da davacı vekili, müvekkilinin Yimpaş A.Ş.’ne 1998-2004 yılları arasında sürekli paralar yatırdığını, ancak geçerli bir şekilde davalı şirkete ortak olmadığını iddia etmektedir. Davacı vekilince Yimpaş Gıda San. A.Ş.’ne ait nama yazılı hisse senetleri, Yimpaş A.Ş. ortaklık sözleşmesi, Yimpaş Gıda San A.Ş.’ne ve Yimpaş İhtiyaç Mad. A.Ş.’ne ait hisse devir ve kabul sözleşmeleri sunulmuştur. Bu sözleşmelerden Yimpaş İhtiyaç Mad.
A.Ş.’ne ait olanı 29.07.1999 tarihli olup, devredenin Yimpaş Gıda A.Ş. devredilen hisse adedinin (60), hisse bedelinin (100) DM., toplam hisse bedelinin (6.000) DM., Yimpaş Gıda A.Ş.’ne ait olanları ise sırasıyla 04.07.1998, 09.07.1998 ve 01.04.2004 tarihli olup, devredenin ..., ....ve Yimpaş Holding A.Ş., devredilen hisse adedinin (75), (39) ve (95), hisse bedelinin (385) DM. ve (300) Euro, toplam hisse bedelinin (29.000) DM., (15.015) DM. ve (28.550) Euro olduğu açıklamalarını içermekte ve davacı ile bir başkasının imzasını taşımaktadır.
Ancak, davacının imzası dışındaki imzaların davalılarla nasıl bir bağlantısının olduğuna yönelik bir bilgiye yer verilmemiştir. Davalılar vekili, 22.04.2008 tarihli yazısı ile davacının ortak olduğunu kabul ederek, davacının Yimpaş İhtiyaç Mad. A.Ş.’nde (50.000) TL. nominal bedelli toplam (60) adet, Yimpaş Gıda A.Ş.’nde (1.000.000) TL. nominal bedelli toplam (209) adet hissesinin bulunduğunu bildirmiştir.
Öte yandan davacı vekilince dosyaya sunulan ve Dairemize intikal eden diğer dosyalardan da bilinen SPK. duyuru ve kararlarında, davalı şirketin de aralarında bulunduğu Yimpaş Grubu Şirketlerinin, pay defterlerinin gerçek ortaklık durumunu yansıtmadığı, ortaklık durumlarının ikincil kayıtlar tutulmak suretiyle izlendiği belirtilmiş, söz konusu şirketlerce gönderilen ve Takasbank’ta bulunan resmi pay defterleri bilgilerinin temin edilerek ilgililerin ellerinde bulunan belgelerle karşılaştırılmak suretiyle gerektiğinde dava açılması önerilmiştir.
Somut uyuşmazlık yönünden de davalı taraf kayıtlarının yukarıdaki bentte açıklanan çelişkili durumu karşısında, anılan hisse senetlerinden, mevzuatın öngördüğü biçimde sahih ve gerçek hak sahipliği sonucunu doğuran, davalı şirketin yasal pay defterlerinde yer aldığında hiçbir kuşku bulunmayan nitelikte olmalarının anlaşılması gerektiğinde duraksanmamalıdır.
Bu durum karşısında mahkemece, konusunda uzman bir bilirkişi kurulu oluşturulup, davalı şirketin yasal defter ve kayıtları üzerinde inceleme yaptırılmak suretiyle, davalı şirketin ortaklık durumunun gerçekten de ikincil kayıtlar tutulmak suretiyle takip edilip edilmediği, şirket ortaklığının gerçekten kazanılıp kazanılmadığı, davacının davalı şirkete pay senedi satın almak suretiyle mi yoksa devir suretiyle mi ortak olduğu, yeni pay almak suretiyle ortaklık söz konusu ise davacıya verilen pay senetlerinin o tarih itibariyle nominal değerinin ne olduğu,
şayet davacıdan nominal değer üzerinden bir bedel alınmış ise primli hisse senedi çıkarılması yolunda bir kararın bulunup bulunmadığı hususlarının tek tek tespit edilmesi, aksi sonuca varıldığında ‘çoğun içinde az da vardır kuralı’ gereği varsa davacıdan fazla alınan bedelin iadesine (tahsiline) karar verilmesi ve açıklanan tüm bu hususların tereddütsüz şekilde ortaya konulmasından sonra davalıların hukuki durumlarının buna göre değerlendirilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/14814, K. 2011/16459, 6 Aralık 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama