KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/15022 E., 2010/3513 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 30 Mart 2010
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
378 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Beyoğlu Asliye 1.Ticaret Mahkemesi’nce verilen 04.12.2007 gün ve 2007/147-2007/346 sayılı kararı bozan Daire’nin 26.10.2009 gün ve 2008/6381-2009/10929 sayılı kararı aleyhinde davalı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, taraflar arasında 01.03.2004-31.05.2005 tarihleri arasını kapsayan bir taşıma sözleşmesinin imzalandığını, davalının taşıma ücreti borcunu ödememesi üzerine 28.06.2004 tarihli ihtarname ile müvekkili tarafından sözleşmenin feshedilip (97.225.018.453)TL’nın 7 gün içinde ödenmesinin istendiğini, davalının borcunu ödememesi üzerine girişilen icra takibinin haksız itirazı sonucu durduğunu ileri sürerek, itirazın iptalini ve % 40 icra inkar tazminatının davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı vekili, zamanaşımı ve esas yönünden davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, TTK’nun 767. maddesi uyarınca taşıma sözleşmesinden kaynaklanan alacakların bir yılda zamanaşımına uğrayacağı, dava konusu olayda davacı tarafından keşide edilen son fatura tarihinin 01.06.2004, fesih ihbarı ve davalının temerrüde düşme tarihinin 25.07.2004 olduğu, 07.04.2006 takip tarihine kadar bir yıllık zamanaşımı süresinin geçirildiği,
davacı tarafından zamanaşımı süresinin davalının kötü niyetli davranışlarıyla görüşmeleri uzatmasından dolayı kaçırıldığı savunulmuşsa da sadece davalı şirket yönetici veya çalışanlarıyla yapılan görüşmelerin davacının alacağını dava veya takip yoluyla istenmesini engeller nitelikte bulunmadığı ve salt görüşmelerin devam etmesinin kötüniyetli davranış olarak kabul edilemeyeceği gerekçesiyle davanın zamanaşımına uğraması nedeniyle reddine dair verilen karar,
davacı vekilinin temyizi üzerine Dairemiz'ce davalı yetkilileri ile yapılan sonu gelmez görüşmeler ile zamanaşımı süresinin geçirilmesinin sağlandığına yönelik davacı iddiası üzerinde durularak ve bu iddianın tanıkla ispat edilebileceği ve ispat edildiği takdirde davalının bu kötü niyetli davranışından yararlanamayacağı gözetilerek, davacı vekilinin sunduğu delillerin toplanması suretiyle anılan savunmasının değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davacının bu savunmasının incelenmemesinin doğru görülmediği gerekçesiyle davacı yararına bozulmuştur.
Bu kez, davalı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur. Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/15022, K. 2010/3513, 30 Mart 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama