KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/15031 E., 2011/17122 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Aralık 2011
- Mahkemesi
- İzmir Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
562 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 30.09.2009 tarih ve 2007/57 - 2009/113 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 13.12.2011 gününde davacı avukatı ....ile davalı avukatı ... gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi .... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin 14.06.2002 tarihinde “PAPILLON ve şekil”den ibaret markanın 43. sınıfta yer alan “Geçici konaklama hizmetleri” alanında tescili amacıyla yaptığı başvurunun davalının itirazı sonucu reddine karar verildiğini, TPE’nin red kararının iptali için açılan davanın halen derdest olduğunu, davalının ise 28.03.2003 tarihinde “PAPILLON ve Şekil”den ibaret markanın 43. sınıfı da kapsayacak şekilde yaptığı marka başvurusunun tesciline karar verildiğini, oysaki davalı tarafa ait markanın müvekkiline ait marka başvurusunun varlığı,
müvekkilinin önceki kullanıma dayalı üstün ve gerçek hak sahipliği ile davalı başvurusunun kötü niyetli olması nedenleriyle hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek, davalı şirket adına kötü niyetli olarak tescil edilmiş markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının yaptığı marka tescil başvurusunun müvekkili şirket tarafından 556 sayılı KHK’nin 7/2 ve 8/3 maddelerine dayalı olarak itirazda bulunulması üzerine TPE tarafından reddine karar verildiğini, davaya konu markanın önceki kullanıma dayalı üstün ve gerçek hak sahibinin müvekkili olduğunu, müvekkilinin sözkonusu markayı 1989 yılından bu yana restoran hizmetleri için, 1994 yılından bu yana da hem restoran hem de geçici konaklama hizmetleri için kullandığını, markayı uzun yıllardır kullanan müvekkilinin kötü niyetinden bahsedilemeyeceğini,
müvekkilinin davacı taraftan çok önce ticari faaliyetleri sırasında “PAPILLON” markasını tescilsiz olarak kullandığını, bu nedenle 556 sayılı KHK’nin 8/3. maddesi uyarınca önceki kullanımı nedeniyle üstün ve gerçek hak sahibi olduğunu, davacının iddialarının yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketin markayı tescilsiz biçimde uzun yıllar kullandıktan sonra 17.02.2003’te tescil başvurusu yapıp, zaten oluşturmuş, yaratmış olduğu markayı kendi adına tescillediği, davacı tarafın kendisinden önce yine aynı sınıf için aynı işaret ile tescil başvurusu yapmış olmasının davalının önceye dayalı kullanımını ortadan kaldıramayacağı, bu bakımdan 556 sayılı KHK’nin 7/1-b ve 8/1-a maddeleri hükümlerinin davacıya hak sağlamadığı,
anılan KHK’nin 8/5. maddesinde tescil için başvurusu yapılmış markanın başkasına ait kişi ismi, fotoğrafı, telif hakkı veya herhangi bir sınaî mülkiyet hakkını kapsaması halinde hak sahibinin itirazı üzerine tescil başvurusunun reddedileceğinin düzenlendiği, davacının tescil için başvurduğu ibarenin davalının tescilsiz markası olarak 1995 yılından beri geçici konaklama ve otel hizmetleri alanında mevcut olup, 1989’dan beri de lokantacılık hizmetlerinde kullanıldığı, bu bakımdan davalı marka sahibinin tescil başvurusu yapmakta gecikse bile zaten marka sahibi olduğu, sunulan ve incelenen kanıtların davalı savunmalarını doğruladığı,
markanın hükümsüzlüğünü gerektiren bir sebebin bulunmadığı gerekçesiyle sabit olmayan davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/15031, K. 2011/17122, 15 Aralık 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama