KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/1505 E., 2010/12574 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Aralık 2010
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
688 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 22.10.2008 tarih ve 2007/456-2008/507 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 07.12.2010 gününde davacı avukatı .... ile davalı avukatı ... gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkillinden yüksek faiz getireceği ve istendiği an geri ödeneceği garantisi ile 2004 yılında (4.280) Euro tahsil edildiğini, müvekkiline yatırdığı para karşılığı verilen makbuzların daha sonra geri alınarak yerine “Kombassan İnş. Tarım ve San. A.Ş.
Hisse Senedi” adlı bir adet belge verildiğini, bir süre sonra da müvekkiline bu paranın geri ödenmesinin mümkün olmadığının bildirildiğini, davalıların Bankacılık Kanunu'na aykırı şekilde mevduat topladığını, SPK'na aykırı olarak aracılık faaliyetinde bulunup hisse senetlerini halka arz ettiklerini, davalı ... ve dava dışı diğer yöneticilerin cürüm işlemek amacıyla çete oluşturmak suçundan yargılandıklarını, şirket defterlerinin de usulüne uygun tutulmadığını ileri sürerek,
müvekkilinin davalı şirketle ortaklık ilişkisi bulunmadığının tespitini, şimdilik (4.280) Euro karşılığı (7.704) TL'nın temerrüt faiziyle birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, davacının davalı şirkette hissesinin bulunduğu, TTK.'nun 329. maddesi uyarınca şirketin kendi hissesini temellük edemeyeceği, davalı ...'ın hisse alım ve satımında aracılık etmediğinin belirlendiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Davada öncelikle, yasalara aykırı işlemler nedeniyle, davacının davalı şirkete ortak olmadığının tespit edilerek, bu nedenle davacıdan tahsil edilen paranın haksız zenginleşme hükümlerine göre iadesi istenmiş, davalı ...’ın da davalı şirketin yönetim kurulu başkanı olması ve yatırılan paraların geri ödeneceği vaadinde bulunması nedeniyle şahsen ve müteselsilen sorumlu bulunduğu iddia edilmiş, davalılar vekilince, davacının davalı Kombassan İnş. A.Ş.’nin ortağı olduğu savunulmuştur.
Mahkemece her ne kadar mahallinde keşif yapılarak bilirkişi raporu alınmışsa da, davacı vekilince bu raporda belirtilen hususların gerçeği yansıtmadığı, örneğin defterlerin usulüne uygun tutulduğu belirtilmişse de gerçekte sayfaları değiştirilebilen kayıtları içerdiği, davalı şirketin ortak sayısı itibariyle SPK.’na kayıt zorunluluğunun bulunduğu halde buna uyulmadan hisse senedi çıkarıldığı, bu şekilde davalı şirketle müvekkili arasında ortaklık ilişkisinin kurulamayacağı savunulmuş, mahkemece davacı vekilinin bu itirazları incelenmemiştir.
Yine mahkemece, davalı şirket ve yöneticileri hakkında açıldığı bildirilen ceza mahkemelerindeki dava dosyalarının kapsamının ve bu davaya etkilerinin ne olduğu belirlenmeden ve sonuçlarının beklenmesinin gerekip gerekmediği irdelenmeden karar verilmesi doğru olmamıştır.
Davalı ... bakımından da aleyhinde açılan ceza davalarının sonuçları üzerinde durulduktan ve tüm deliller incelendikten sonra hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde davanın husumetten reddi doğru değildir.
Ayrıca, davacı vekilince somut uyuşmazlıkta müvekkiline verilen “ortaklık durum belgesinin” davalılarca daha sonradan toplanarak yerine hisse senedi dağıtıldığı, bu nedenle ellerinde ortaklık durum belgesinin bulunmadığı ileri sürülmüş ve hamiline yazılı hisse senedi ibraz edilmiştir. Davacı vekilinin sunduğu bu hisse senetleri, Kombassan İnş.
A.Ş. unvanını taşımakta olup, üzerinde her biri (6.000.000) TL nominal değerde beş adet hisse karşılığında (30.000.000) TL’lık 4. tertip D grubu hamiline yazılı hisse senedi ibareleri yazılıdır ve toplam sekiz adet yeni pay alma kuponu içermektedir. Yine mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda davacı tarafından davalı şirket yönetim kurulu başkanlığına hitaben yazılmış 16.08.2004 tarihli iki adet dilekçe tespit edilmiştir.
Buna göre davacı önce (127) adet hisseyi Tahsin Yılmaz’dan devraldığını bildirerek adının şirket kayıtlarına ortak olarak kaydedilmesini, daha sonra (20) adet hissesini Kompen A.Ş.’ne devrettiğini bildirerek durumun şirket kayıtlarına işlenmesini talep etmektedir.
Bu durumda mahkemece anılan dilekçelere karşı davacı vekilinden diyecekleri sorulmalı, müvekkilinin elinde bulunan hamiline yazılı hisse senetleriyle bu dilekçeler birlikte değerlendirildiğinde, neden davalı şirketin ortağı olarak kabul edilmemesi gerektiği konusunda beyanı alınmalıdır.
Bu durum karşısında mahkemece, somut olayın anılan özellikleri de dikkate alınarak, uyuşmazlığın yukarıda açıklanan şekilde incelenip değerlendirilmesi, davacının tüm delilleri toplanarak bilirkişi raporuna itirazlarının karşılanması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik incelemeye dayanılarak hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/1505, K. 2010/12574, 7 Aralık 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama