KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/15126 E., 2012/2865 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Şubat 2012
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
412 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 25.03.2009 tarih ve 2006/631-209/82 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacılar vekilleri ile katılma yoluyla davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 28.02.2012 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacılar ... vd. (...) mirasçıları vekili Av.... ile davalı Pamukbank (Halk Bank) - TMSF vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkillerinin murisinin davalının kurucu intifa senedi sahibi olduğunu, 1997- 2000 yıllarına ilişkin kurucu intifa senedi sahiplerine ödenmesi gereken kâr payı ile işlemiş faizin ödenmediğini, tahsili için yapılan icra takibinin itirazla durduğunu ileri sürerek, itirazın iptaline, takibin devamına ve %40 inkar tazminatı hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, istemin zamanaşımına uğradığını, Pamukbank A.Ş’nin hisselerinin tamamının TMSF tarafından devir alındığını, kâr payı dağıtım şartlarının oluşmadığını, esasen 1998- 2000 yılları arasındaki bilançolarda görünen kârın fiktif olduğunu, bankanın zararda bulunduğunu, kötüniyetli takip yapıldığını savunarak, davanın reddine, kötüniyet tazminatının hüküm altına alınmasını istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalının kurucu pay sahibi olan davacıların, 1997- 2000 yıllarına ilişkin kâr payı ve işlemiş faiz alacağının tahsili amacıyla icra takibi başlattığı, kurucu pay sahiplerinin kâr payı alabilmesi için, öncelikle şirketin kâr etmiş olmasının gerektiği, söz konusu dönemde davalı şirketin kâr elde etmediği, fiktif olarak kârlı gösterildiği, gerçekte zarar ettiği, davacıların kâr payı talep etmesinin yerinde olmadığı, şartları oluşmadığından kötüniyet tazminatına hükmedilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekilleri ile katılma yoluyla davalı vekili temyiz edilmiştir.
1-Davalı vekilinin 14.09.2009 havale tarihli katılma yoluyla verdiği temyiz dilekçesinin temyiz defterine kaydedilmediği ve temyiz harcının da yatırılmadığı, bu durumda süresinde usulünce yapılmış temyiz istemi bulunmadığı anlaşıldığından davalı vekilinin temyiz isteminin HUMK'nun 432/4 ncü maddesi uyarınca süre yönünden reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Davacılar vekilinin temyiz itirazlarına gelince; Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/15126, K. 2012/2865, 28 Şubat 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama