KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/1601 E., 2010/12904 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Aralık 2010
- Mahkemesi
- Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
458 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 08.07.2008 tarih ve 2007/236-2008/147 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davalı TPE vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 14.12.2010 gününde davacı avukatı... geldi, davetiye tebliğine rağmen davalılar vekilleri duruşmaya gelmediğinden, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı.
Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, davacılardan ... tarafından kurulup geliştirilen ... Grubu’nun üyesi olan diğer davacı şirketin, ... A.Ş.’nden devir aldığı “...” ibareli tanınmış markaların türevlerinden haksız yararlanmak isteyen davalı ...A.Ş.’nin 2003/29981 nolu marka tescil başvurusuna konu ettiği “... İLKEM” ibaresinin 29, 30 ve 31 nci sınıflarda tesciline diğer davalı nezdinde itiraz eden davacı şirketin itirazının en son YDİK kararı ile reddedildiğini, oysa kararın 556 sayılı KHK’nin 8/1-b, 7/1-i, 8/4, 9/1-b maddeleri uyarınca isabetsiz olduğunu ileri sürerek, YİDK’nun 2007/M-5410 sayılı kararının iptaline, tescil edilmişse hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı TPE vekili, “...” kelimesinin markalar arasında ilişkilendirme ihtimali yaratacak bir unsur olmadığını, “...” ile “İLKEM” kelimelerinin birbirini çağrıştırmayan, anlamları farklı, yaygın kullanımı haiz kelimeler olduğunu, bir bütün olarak bakıldığında, “... İLKEM” marka başvurusu ile “...” markası ve “...” ismi arasında iltibas tehlikesi, haksız kazanç elde etme olasılığı bulunmadığını, ... markasının tanınmış bir marka olmasının iltibas olasılığını zayıflatıcı bir unsur olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacılardan ...’in “...” markasının yaratıcısı ve sahibi olduğunu ve bu markanın tanınmış marka olduğunu ilgili sektörün bildiği, davacıların ortak paydalarının “...” isminden ziyade “...” kelimesi olduğu, yaygın olan “...” kelimesi üzerinde markasal koruma sağlamanın doğru olmayacağı, ismin haksız rekabet yaratacak kullanımının her zaman önüne geçilmesinin mümkün bulunduğu, “...” kelimesi ile “ÜLKEM” ve “...” kelimelerinin iltibas yarattığının kesinleşmiş ilamlar ile kabul gördüğü,
“...” ile “İLKEM” arasında baş ve son harf dışında farklılık bulunmaması ... kelimesinin aynen kullanılması, “...” kelimesinin tanınmış olması gözetildiğinde iltibas tehlikesinin kaçınılmaz olduğu ve 8/1-b maddesi koşullarının davacılar yararına gerçekleştiği, ürünlerin kısmen aynı ya da benzer olduğu, esasen davacının tanınmış markalarından haksız yararlanmanın ve itibarına zarar vermenin olası olduğu gerekçesiyle, davacı kabulü ile YİDK kararının iptaline, davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmiştir.
Kararı, davalılardan TPE vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalılardan TPE vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/1601, K. 2010/12904, 14 Aralık 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama