İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /11. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 11. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2009/1660 K.2010/9104

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 27.05.2008 tarih ve 2004/235-2008/316 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 21.09.2010…

Esas2009/1660Karar2010/9104Tarih23 Eylül 2010Okuma5 dk · 989 kelime

KÜNYE

11. Hukuk Dairesi 2009/1660 E., 2010/9104 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
23 Eylül 2010
Mahkemesi
Ticaret Mahkemesi
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

989 kelime·5 dk okuma

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 27.05.2008 tarih ve 2004/235-2008/316 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 21.09.2010 gününde davacı avukatı ... ile davalı avukatı ... gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ...tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında 1.5.2001 tarihli ...

Ürün Pazarlama Sözleşmesi adı altında distribütörlük sözleşmesi akdedildiğini, bu sözleşmeye göre müvekkilinin davalı tarafından üretilen, ithal edilen malların tek yetkili satıcısı olduğunu, sözleşmenin davalı tarafından 30.1.2003 tarihli ihtarı ile feshedildiğini, müvekkilinin sözleşmeden kaynaklanan haklarının takibi için tahkim yoluna gittiğini, davalının müvekkilinin Pazar faaliyetlerinden memnun olmadığını ve markalı ürünlerin pazarlanması faaliyetinin de kendileri tarafından yapılacağını savunduğunu, oysa müvekkilinin piyasada çok tanınmış bir şirket olduğunu, daha önce aldığı distribütörlükleri başarı ile yerine getirdiğini,

yine ARNICA markasını ilk defa müvekkilinin tanıttığını ve bu markaya haklı bir itibar kazandırıldığını, bu tanıtım için müvekkilinin ciddi bir para harcadığını, davalı şirketin müvekkili ile olan sözleşmeyi feshetmesine rağmen 2003 yılının ilk 4 ayı boyunca yayınlanan ve tüm toptancı firmalara gönderilen dergilerin tamamına verdikleri ilanlarda müvekkilini distribütör olarak gösterdiğini ve bu şekilde müvekkilinin sektörde tanınmışlığından istifade ettiğini, yine müvekkilinin müşteri portföyünü öğrendiğinden müvekkilinin müşterilerine mal sattığını,

bu şekilde müvekkilinin başka firmaların distribütörlüğünü alsa dahi mal satacak müşterisinin kalmadığını, davalının sözleşmeyi feshettiği halde piyasaya sürdüğü malların garanti belgelerinde müvekkilini distribütör olarak gösterdiğini, müvekkiline bu nedenle başvurular olduğunu ve müvekkilinin zor durumda kaldığını, müvekkilinin davalının haksız rekabeti sonucu zarara uğradığını ileri sürerek,

davalının haksız rekabet teşkil eden fiillerinin tesbit edilerek bunların men’ine, fazlaya dairtalep ve dava hakları saklı kalması kaydıyla şimdilik, 50.000.000.000 TL maddi ve 10.000.000.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline, TTK’nun 61.maddesi uyarınca hükmün ilanına karar verilmesini talep etmiş, 17.02.2006 tarihli ıslah dilekçesi ile 999.763,60 YTL'nin faizi ile tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, taraflar arasındaki distribütörlük akdinin sözleşmenin 5.4.4.maddesi uyarınca feshedildiğini, davacının pazarlamada başarılı olamadığını, sözleşmenin yürürlükte olduğu sürede davacının sözleşmenin 5.4.4.maddesinde yer alan şartı yerine getiremediğini, davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını, müvekkilinin haksız rekabetinin bulunmadığını, davacının aynı iddia ile hakemde de dava açtığını, işbu davanın sonucuna kadar hakemdeki davanın tedbiren durdurulmasını talep ettiklerini savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafından sözleşmenin feshinden sonra davalının kendisine ait müşteri portföyünü oluşturan şirketlerle ilişkiye girerek maddi zarara yol açtığı iddia edilmiş ise de, taraflar arasındaki sözleşmede bunu engelleyen bir hususun bulunmadığı, sözleşme çerçevesinde edinildiğinden hukuka aykırılığın bulunmadığı, kaldıki davacının bu talebinin portföy tazminatı olarak adlandırılacağı ve bunun da hakemde görüldüğünü, sözleşmenin feshinden sonra davalının sattığı malların garanti belgelerinde davacının adının yazdığına dair iddia için ...

Müzik Markete yapılan satışın belgesinin sunulduğu ancak bu satışın davalı defterinde yer almadığı gibi davacının bu durumdan zarara uğradığını ispat edemediği, davalının davacının adını kullanmasını gerektiren durum olduğunun da ispat edilemediği, peryodik bir dergiye reklam verilmesinin yıllık yada 6 aylık sözleşme ile olduğunu, fesihten sonra mart ayındaki dergide davacının distribütör olarak yer almasının reklamın sonradan verildiğini göstermediği, davacının bundan zarar gördüğünün de ispat edilemediği,

olayda BK’nun 49.maddesinin şartlarının oluşmadığı ve davacının kişilik haklarının ihlal edildiğini ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. 1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.

2- Dava, taraflar arasında 1.5.2001 tarihli ...

Ürün Pazarlama Sözleşmesi adı altında distribütörlük sözleşmesinin davalı tarafından 30.1.2003 tarihli ihtarı ile haksız olarak feshedilmesinden sonra, 2003 yılının ilk 4 ayı boyunca yayınlanan ve tüm toptancı firmalara gönderilen dergilerin tamamına davalının verdiği ilanlarda davacı şirketi distribütör olarak göstermesi ve bu şekilde davacı şirketin sektörde tanınmışlığından istifade ettiği, davacının müşteri portföyünü öğrenildiğinden davacının müşterilerine mal satmaya başlanılması sonucu davacının başka firmaların distribütörlüğünü alsa dahi mal satacak müşterisinin kalmadığı,

yine davalının sözleşmeyi feshettiği halde piyasaya sürdüğü malların garanti belgelerinde davacıyı distribütör olarak göstermesi nedeniyle davacının zarara uğradığı iddialarına dayalı olarak açılan, davalının haksız rekabet teşkil eden fiillerinin tesbit edilerek bunların men’ine, maddi ve manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece davacının zararını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Ancak, dosya kapsamı ve mahkemece hükme esas alınan bilirkişi ve ek bilirkişi raporunda sözleşmenin 30.1.2003 tarihinde feshinden sonra davalı tarafından 2 ay boyunca sektör dergilerinde davacının adını kullanarak reklam yapmaya devam ettiği tartışmasızdır.

Özellikle fesih tarihine göre Mart ayında çıkan ilanın haksız rekabet yaratacağı bilirkişi tarafından kabul edilmiş, davalı tarafından da reklamın daha önceden seri olarak verildiğini ispat edemediği gibi davalı, TTK’nun 20.maddesi hükmü uyarınca basiretli bir tacir gibi davranıp bu durumu düzeltmek için girişimde bulunmamıştır.

Ayrıca, dosyaya sunulan ARNICA ürünlerinin sözleşmenin feshinden sonraki tarihlerde satışına ait garanti belgesinde davacının distribütör olarak yer aldığı da bilirkişilerce tesbit edilmiştir. Bu itibarla, davalının işbu eylemlerinin mahkemece alınan bilirkişi raporlarında da belirtildiği üzere TTK’nun 56 ve devamı maddelerinde düzenlenen haksız rekabet teşkil ettiğinin kabulü gerekir.

Nitekim davacı da dava dilekçesinde haksız rekabetin tesbiti ve men’ine karar verilmesini talep etmiştir. O halde mahkemece, davalının yukarıda açıklanan eylemlerinin haksız rekabet teşkil ettiğinin tesbit ve men’ine karar verilerek, davacının diğer istemlerinin de buna göre değerlendirilmesi gerekirken, yazıl şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.

3- Ayrıca, HUMK.281. maddesi uyarınca bilirkişilerin konuyu aralarında görüştükten sonra raporu birlikte düzenlemeleri gerektiği ve ancak muhalefette kalan bilirkişinin ayrı bir rapor verebileceği gözönünde tutulmadan mahkemece 02.05.2006 tarihli ara kararında atanan üçlü bilirkişiden mali müşavir bilirkişinin kanunun bu hükmüne aykırı olarak ayrı rapor vermesi de doğru görülmemiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) ve (3) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir edilen 750.00 TL duruşma vekillik ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 23.09.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/1660, K. 2010/9104, 23 Eylül 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2009/1660
Karar No
2010/9104
Tarih
23 Eylül 2010

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 1. Ceza Dairesi E.2009/1662 K.2010/5881
  • Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2009/1700 K.2010/10354
  • Yargıtay 8. Ceza Dairesi E.2009/1752 K.2010/10749
  • Yargıtay 9. Ceza Dairesi E.2009/1754 K.2010/9274
  • Yargıtay 1. Ceza Dairesi E.2009/1761 K.2010/6135
  • Yargıtay 9. Ceza Dairesi E.2009/1789 K.2010/9029

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.