KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/2062 E., 2010/3846 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Nisan 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
774 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Iğdır 2.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 13.02.2008 tarih ve 2005/458-2008/59 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 30.03.2010 gününde taraflar ve avukatları tebligata rağmen gelmediğinden, tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan sonra, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin eşi ve oğlunun içinde yolcu olarak bulunduğu Iğdır Tur Firmasına ait otobüsün kaza yapması sonucu öldüklerini, davalılardan ... Aras'ın firma sahibi, diğer davalı ...' in sürücü, diğer davalının da aracın trafik sigortacısı olduğunu, ceza davasının devam ettiğini ileri sürerek, 2.000,00' er YTL maddi, 8.000,00' er YTL manevi olmak üzere toplam 20.000,00 YTL tazminatın, ıslah dilekçesi ile 30.224 YTL daha maddi tazminatın faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı Sigortacı vekili ile ... vekili, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı, davaya yanıt vermemiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına göre, davacı vekilinin davalılardan sürücü ...hakkındaki davasından feragat ettiği, feragate yetkisinin bulunduğu, ...' in işleten ve taşıyıcı olduğu, davalı ... ve sigortacının sürücüye rücu haklarının bulunduğu, sürücü hakkındaki davadan feragat eden davacının, diğer davalıların rücudaki durumunu ağırlaştırdığı, bunun sonuçlarına katlanması gerekeceği, BK' nun 147/2 nci maddesi uyarınca diğer davalılar hakkındaki davanın da reddi gerektiği sonucuna varılarak, maddi ve manevi tazminat isteminin davacı ... bakımından feragat nedeniyle, diğer davalılar bakımından BK' nun 147/2 nci maddesi uyarınca reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve 2918 sayılı KTK.nun 92/f , Trafik Sigortası Genel Şartları'nın 3/e madde ve bentleri uyarınca, manevi zararlar bu tür sigortaların teminatı dışında tutulmuş olup,davanın reddi kararı,davalılardan trafik sigortacısı hakkındaki manevi tazminat istemi bakımından sonucu itibariyle doğru olmasına,feragat beyanı altındaki imzayı davacı vekilinin inkar etmemiş bulunmasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava, destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
İşletenin,2918 sayılı KTK.nun 85 nci, sürücünün ise, BK.nun 41 nci vd. madde hükümlerine göre mevcut zarardan davacıya karşı,B.K.nun 51/1 nci ve 2918 sayılı KTK.nun 88/1 nci maddeleri uyarınca müteselsilen sorumluluğu bulunmaktadır.KTK.'nun 91 nci maddesi uyarınca işletenin mali sorumluluğunu üstlenen trafik sigortacısı da anılan hükümler uyarınca limiti ile sınırlı kalmak kaydıyla müteselsil sorumlulardan birisidir.Alacaklı taraf,B.K.nun 142/1.maddesi uyarınca,müteselsil borçlulardan hepsinden veya birinden borcun tamamen veya kısmen edasını istemekte muhayyerdir.
Somut olayda,davadan feragat yetkisi bulunan davacı vekili, 17.2.2006 tarihli oturumundaki imzalı beyanıyla davalılardan sürücü hakkındaki davadan feragat ettiklerini bildirmiş olup,bu davalıya dava dilekçesinin tebliğ edilemediği feragat beyanından önce bu oturumda tutanağa geçmiştir.
Davadan feragat öncelikle bir usul işlemidir.
Dava konusu olayda davalılar arasında mecburi değil, ihtiyari dava arkadaşlığı bulunduğundan davacı tarafın davalılardan birisi hakkındaki feragati usul hukuku bakımından diğer davalı aleyhine bir sonuç doğurmaz ise de, davadan feragat aynı zamanda bir maddi hukuk işlemi olduğundan,nihai sorumlu olan sürücü davalı hakkındaki feragatin daha sonra bu davalıya rücu hakkı bulunan diğer davalı maliki etkileyip etkilemediğinin üzerinde durulmak gerekir.
Şayet davacı taraf tediye veya takasa dayalı olarak değil, herhangi bir karşılık almadan davalı sürücü hakkındaki davadan feragat etmiş ise ihtilafın hallinde BK. nun 145/2 nci maddesi hükmünün göz önünde bulundurulması gerekecektir. Sözü edilen madde “Eğer müteselsil borçlulardan biri borç tediye olunmamış iken ondan tahallüs etmiş ise, diğer borçlular ancak halin veya borcun mahiyetinin irae ettiği nisbette, bu beraetten istifade edebilirler” hükmünü haiz bulunmaktadır.
Madde metninden de anlaşılacağı üzere tatmin edilmeden müteselsil borçlulardan birinin ibrası kural olarak diğerlerine tesir etmeyecektir.
Ancak, maddede yer alan “halin veya borcun mahiyetinin irae ettiği.....” şeklindeki hüküm nedeniyle bu hallerin varlığı halinde müteselsil borçlulardan birine yönelik bir ibra diğeri yönünden de sonuç doğuracaktır.Dava konusu olayda hakkındaki davadan feragat edilen sürücüye,hakkındaki dava kabul edilen diğer davalı malikin rücu etme olanağı bulunduğu halde,vaki feragat nedeniyle bu olanak ortadan kalkmış olacağından ve davacı alacaklının bu tavrı işleten davalının durumunu BK.nun 147/2 nci madde hükmü uyarınca ağırlaştırıcı bir durum doğuracağından,alacaklının bu duruma katlanması ve davalı sürücü hakkındaki feragatten işleten davalının da
faydalandırılması gerekecektir.Davalılardan sigotacının,aralarında sözleşme ilişkisi bulunmadığından sürücüye rücu olanağı da bulunmamakta olup,aksi yöndeki gerekçe dahi doğru değildir.Sürücünün ödemesinden davalılardan sigortacı, maddi tazminat istemi bakımından limite kadar olan bölümünden kurtulur.
Mahkemece, sürücü tarafından yapılmış bir ödeme nedeniyle davacının davadan feragat etmiş olup olmadığı üzerinde durulmadan,feragatin diğer davalılara (davalı sigortacı bakımından sadece maddi tazminat bakımından)sirayet edip etmeyeceği buna göre tartışılmadan, bu yönden eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/2062, K. 2010/3846, 6 Nisan 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama