KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/2480 E., 2011/2412 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Mart 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
517 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Antalya 8.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 24.11.2008 tarih ve 2008/23 - 2008/413 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 08.03.2011 gününde davacı avukatı ... gelip, davalı avukatı tebligata rağmen gelmediğinden, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalıya ait taşınmazda 2005 yılından bu yana kiracı olduğunu, daha sonra tahliye taahhütnamesi verdiğini, işleme konulduğunu, tahliye amaçlı başlatılan takibin kesinleştiğini, itirazlar ve hukuki mücadelenin sonuçsuz kaldığını, süreçler tamamlandıktan sonra müvekkiline yapılan haksızlıkları dikkate alan davalıyla 04.01.2008 günü bir dönem önceki kira bedelini %50 artırarak yeni dönem kira sözleşmesi yapıldığını, kira bedeline ilişkin 180.000 YTL ve önceki dönemde oluştuğu kabul edilen gecikme zammı toplamı 194.300 YTL tutarlı senetler düzenlenerek davalı yetkili müdürüne verildiğini,
müvekkilinin Ocak 2008 dönemine ilişkin kira bedeli için verilen senedi ödediğini, daha sonra sözleşmeden vazgeçildiğinin bildirildiğini, bu durumun kabul edilemez olduğunu ileri sürerek, 2008 yılı için kira sözleşmesi yapıldığının ve kiracı tarafından edimlerin yerine getirildiğinin tespitine, tahliye taahhütnamesinin konusu kalmadığından bu hususun tespitiyle takibin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, derdestlik itirazında bulunarak, davacının aynı nedenle sulh hukuk mahkemesine dava açtığını, davacının tahliyesi için yıllardır mücadele verildiğini, 5355 sayılı Kanun uyarınca kamu kuruluşu olarak kurulan müvekkili yönetimince yeniden sözleşme yapılması yönünde bir karar alınmadığını, esasen Birlik başkanının tek başına sözleşme yapmaya yetkili olmadığını, taşınmazlarının kiralanması ve diğer tasarrufların 4734 ve 4735 sayılı Kanunlara tabi olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında 2005 yılında yapılan kira sözleşmesinin bulunduğu, davacının, davalıya tahliye taahhütnamesi de verdiği, davalının buna dayalı tahliye istemli takip başlattığı, takibin kesinleşerek davacının tahliyesine karar verildiği, davalının bu aşamadan sonra davalının müdürü olan kişiyle sözleşmeyi yenilediğini iddia ettiği, buna dair yazılı belgeyi sunduğu, davalı tarafın, Birlik müdürünün temsile ve kira sözleşmesi yapmaya yetkili olmadığını savunduğu, davalı ...
Tüzüğü’nün 4, 9, 21 ve 22. maddeleri değerlendirildiğinde kira sözleşmesinin yenilenmesine karar verme yetkisinin Birlik Meclisinin alacağı kararla olması gerektiği, tek başına müdürün yetkili olmadığı, sunulan belgenin kira sözleşmesinin yenilediğini ispata yeterli bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, davalının 5355 sayılı Mahalli İdareler Birlikleri Kanunu’na tabi kamu kurumu niteliğinde bir tüzel kişilik olmasına, anılan Kanun'un 9. maddesi uyarınca birliğe ait taşınmazın kiralanmasına karar verme yetkisinin birlik meclisine ait bulunmasına, birlik meclisince taşınmazın davacıya kiraya verilmesi yönünde verilmiş bir karar olmamasına, birlik meclisi yetkisinde olan bir hususta yemin teklif edilmesinin doğru bulunmamasına göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/2480, K. 2011/2412, 8 Mart 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama