KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/2626 E., 2010/10577 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Ekim 2010
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
406 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 04.12.2008 tarih ve 2008/375 - 2008/460 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı şahıslar ve banka vekilleri ayrı ayrı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankanın Ulus şubesindeki hesabında bulunan 16.210.365.000 TL ile 27.12.2001 tarihinde 1.306 pay Fon 5 aldığını, 29.12.2003 tarihinde şubeye giden müvekkilinin 1218 pay, Fon 5’in nakde çevrilerek 16.000.000.000 TL’nin davalılar ...ve...’in İş Bankası ODTÜ şubesindeki hesaplarına EFT yapıldığını öğrendiğini, Etibank A.Ş. Anafartalar şubesinden çekilen faks ile davalı bankanın Ulus şubesine müvekkilinin talimat verdiği iddiasının doğru olmadığını, müvekkilinin davalı ... ve... ile herhangi bir hukuki ilişkisi olmayıp, müvekkilince EFT talimatı verilmediğini ileri sürerek, 16.012.500.000 TL’nin 12.02.2002 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı banka vekili, müvekkili bankanın davacı talimatlarını yerine getirmiş olup, müvekkili aleyhinde dava açılmayacağını, taraflar arasındaki sözleşmeye göre davacının faks ile işlem yapmayı kabul ettiğini, davacının faks talimatından haberdar olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalılar vekili, müvekkillerinin ev sattıkları ... ile yaptığı sözleşme gereği 12.02.2002 tarihinde hesaba yatması gereken 80.000.000.000 TL’nin üç parça halinde hesaba yattığını, dava konusu paranın banka tarafından usulüne uygun olarak müvekkillerinin hesabına gönderildiğini, davacı tarafın muhatabının diğer davalı banka olduğunu belirterek, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davaya konu bankacılık işleminin davacının iradesi ile gerçekleştiği, hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine dair verilen kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizce yapılan inceleme sonucu davalı bankanın davacı ile imzaladığı sözleşmeye aykırı davrandığı, bankanın bu işlemi sonrasında diğer davalıların davacı aleyhine sebepsiz zenginleştiği yönündeki tespitlerin dikkate alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği belirtilerek yapılan bozma üzerine mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılamaya ve tüm dosya kapsamına göre, 16.012,50 YTL’nin temerrüt tarihi olan 21.03.2004 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı şahıslar ve banka vekilleri ayrı ayrı temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı şahıslar ve banka vekillerinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/2626, K. 2010/10577, 20 Ekim 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama