KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2009/3270 E., 2010/9597 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Ekim 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
428 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İskenderun 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 06.11.2008 tarih ve 2004/144 - 2008/371 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, davalı kooperatifin ortağı olan müvekkilerinin oturduğu blokun altındaki bodrum dairenin davalı tarafından satılarak paranın tüm ortakların yararına kullanıldığını, oysa davacıların binası dışındaki her blokun altında bodrum dairelerinin bulunduğunu, bu durumun eşitlik ilkesine aykırı olduğunu ileri sürerek, şimdilik 15.000.000.000-TL.nin tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacıların dava konusu satışa 1995 tarihli genel kurula katılarak onay verdiğini,davalı müvekkil tarafından zararınıkarşılanması için uygun yere odunluk-kömürlük yapılması teklifininin davacılar tarafından kabul edilmediğini, halen ferdileşemeye geçilmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, 1163 sayılı Kanun'un 23 ncü maddesine göre ortakların hak ve borçlarda eşit oldukları, davacılara kömürlüksüz daire verilmesinin eşitlik ilkesine aykırı bulunduğu, davacıların genel kurulda sözkonusu kömürlüklerin satılmasına muvafakat etmesinin sonucu değiştirmeyeceği gerekçesiyle, davanın kabulü ile 15.000.000.000-TL.nin davalıdan tahsili ile davacılara verilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava, eşitlik ilkesine aykırılıktan kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, HUMK’nun 382 ve devamı maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca düzenlenmiştir. Anılan Yasa’nın 388 nci maddesinde hüküm sonucu kısmında,gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesinin zorunlu olduğu açıklanmıştır. Başka bir anlatımla, tesis edilen hükmün, infazı kabil, uygulanabilir olması gerekmektedir.
Somut olayda mahkemece, davanın kabulü ile dava konusu miktarın davalıdan tahsili ile davacılara verilmesine karar verilmiş olup, esasen davacılar arasında mecburi dava arkadaşlığı da bulunmadığına göre hangi davacıya ne miktar ödeme yapılması gerektiği infazada kuşkuya yol açacağı şüphesizdir..
Bu durumda, mahkemece, dava konu hükmedilen meblağdan hangi davacıya ne miktar ödeme yapılması gerektiği hususu hükümde infazda duraksamaya yol açmayacak şekilde açıkça belli edilmek ve sonucuna göre bir karar verilmek üzere hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2009/3270, K. 2010/9597, 4 Ekim 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama